MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkili ... 'in içinde yolcu olarak bulunduğu, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu araçla, davalı ...'ün sevk ve idaresindeki, davalı ...Ş.'nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın çarpışması sonucu müvekkili ...'in yaralanarak toplam 4.471 Euro tedavi harcaması yapıldığını ileri sürerek Türk parası karşılığı olan 8.700 TL'nin 30.03.2007 ihtarname tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.11.2008 tarihli celsede davacı ... yönünden açtıkları davayı atiye terk ettiklerini bildirmiştir.
Davalı ... şirketleri vekilleri ayrı ayrı, müvekkillerinin sigortalı araç sürücülerinin kusurları oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduklarını ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ... cevap dilekçesinde, davacılarca iddia olunan kusur durumunu kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davacı ... yönünden açılan davanın açılmamış sayılmasına, diğer davacının davasının kabulü ile 8.700 TL tazminatın 04.05.2007 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ... Emeklilik Sigortasının sigortalısı için ödediği bedelin, zarara sebebiyet veren üçüncü şahıstan ve onun sigorta şirketlerinden rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, ... Emeklilik Sigortası olup, Türkiye ile Almanya arasında yapılan 01.11.1965 tarih 12121 sayılı sözleşme uyarınca sözleşmeye taraf ülkelerden birinin mevzuatında ödeme yapan sosyal güvenlik kurumunun bu ödeme dolayısıyla 3.kişilere rücu olanağının olması halinde bu imkanın diğer taraf ülke tarafından da tanınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda uyuşmazlık, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun uygulanmasına ilişkindir. Adı geçen Yasanın 101.maddesinde yasanın uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların İş Mahkemesinde görüleceği öngörülmüş, 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1.maddesinde 6352 Sayılı Yasanın 39.maddesi ile yapılan değişiklik ile de "birden fazla İş Mahkemesi bulunan yerlerde, Sosyal Güvenlik Hukukundan kaynaklanan davaların görüleceği İş Mahkemelerinin Hakimler ve Savcılık Yüksek Kurulu tarafından belirleneceği" hükmü getirilmiş, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 1.Dairesinin 20.11.2012 gün ve 2783 Sayılı Kararı ile de 1.1.2013 tarihinden itibaren uygulanmak üzere İstanbul'da Sosyal Güvenlik İş Mahkemesi faaliyete geçirilmiştir.
Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup taraflarca ileri sürülmese dahi mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında resen ele alınması gereken bir husustur.
Bu halde yerel mahkemece, mahkemenin görevsizliği, Sosyal Güvenlik İş Mahkemesinin görevli olması nedeniyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'ye geri verilmesine 5.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy