MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların reşit olmayan (10.4.1994 doğumlu) oğlu ...'in yönetimindeki araçla, müvekkiline kasko sigortalı araca çarparak hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, küçük ...'ın olayda kusurlu olduğunu, 6.056 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini belirterek şimdilik 3.028 TL.nın TMK.nun 335.maddesi gereğince ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... kusuru, hasar miktarını kabul etmediğini, sigortalı aracın sürücüsünün olayda tamamen kusurlu olduğunu bunu da ikrar ettiğini, ekonomik durumunun iyi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 2.800 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK.nun 1301.maddesine dayanılarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Kural olarak, dava tarihinde
reşit olmayan küçüklerin, haksız fiilerinden kaynaklanan ve tazminat sorumluluğunu gerektiren davalar anne, babaya velayet hükümleri gereğince yine küçük aleyhinde açılır. Davanın tarafı küçük olup hüküm davanın tarafı hakkında kurulur. Somut olayda haksız fiil faili ... 10.4.1994 doğumlu olup, davaya konu trafik kazası 21.6.2010 tarihinde meydana gelmiş, 17.2.2011 tarihinden bu dava açılmış, 10.8.2011 tarihinde hüküm kurulmuş, küçüğün anne ve babasına karar 28.12.2011 tarihinde tebliğ edilmiş 3.1.2012 tarihinde de karar temyiz edilmiştir. ... hükmün temyiz tarihinden sonra 10.4.2012 tarihi itibariyle reşit olmuştur. Yargılama sırasında hüküm kesinleşene kadar küçüğün reşit olması halinde reşit olduğu tarihten itibaren işlemlere, küçük hakkında devam edilir. Olayımızda artık 10.4.2012 tarihinde reşit olması sebebiyle bundan sonraki işlemlerde bizzat küçüğün veya yetkili kıldığı vekilinin muhatap alınması örneğin bundan sonra hükmün doğrudan ... hakkında kurulması gerekir. Davacı vekili dava dilekçesinde küçük ...'e velayeten anne ... ve baba ... hakkında dava açmıştır. Ancak mahkemece karar başlığına küçüğün ismi dahi yazılmadan ve küçüğe velayeten davalı oldukları belirtilmeden doğrudan anne ve baba davalı gösterilerek 2.800 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda artık mahkemece ...'in karar başlığında davalı taraf olarak gösterilmesi ve hükmün ... hakkında kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Kabulü göre de; kaza tasbit tutanağında davacıya sigortalı aracın sürücüsünün sola dönüş kurallarına riayet etmemesi davalı ...'ın sürücü belgesiz araç kullanması nedeniyle kusurlu oldukları belirtilmiştir. ...'in yönetimindeki araç motosiklet olup henüz olay tarihinde reşit olmadığından sürücü belgesi almaya hak kazanmamıştır. Davacı vekili sigortalı araçta meydana gelen 6.056 TL hasar bedelini ödediğini belirterek şimdilik 3.028 TL.nın tahsilini talep etmiştir. Keşifte dinlenen birkısım davalı tanıkları, sigortalı aracın sürücüsünün panikleyip, fren yerine gaza bastığını küçüğü görmediğini, kusurun kendisinde olduğunu olay mahallinde beyan ettiğini söylemişlerdir. ...'te 40-50 km hızla seyrederken önünde sigortalı aracın ilerlediğini, kendisi kavşağın biraz gerisinden onu sollamaya kalkınca, sigortalı
sürücünün de sola doğru kavşaktan dönmek isteğini ve kavşakta kendisine çarptığını, karşı sürücünün kendisini görmediğini çarpma sonucu motosikletin bir tarafa gittiğini fren yerine gaza basılması nedeniyle aracın önünde sürüklendiğini, sinyal vermeden sola dönmek isteğini beyan etmiştir.
Keşiften sonra ibraz edilen 29.3.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacıya sigortalı aracın dava dışı sürücüsünün sola dönüş kurallarına uymaması, sinyal vermeden aniden sağ şeritten sola dönmek istemesi nedeniyle %100 kusurlu olduğu, ...'in sürücü belgesinin bulunmamasının kusur izafesini gerektirmemesi, ehliyetsizliğin bu kazanın oluşunda doğrudan etken olmaması, bu halin KTK.na göre müeyyide uygulanmasını gerektirmesi sebebiyle kusurunun bulunmadığı tesbit edilmiş, davacının itirazı üzerine alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davalı taraf sürücüsünün olay yerinde dünüşlerin olabileceğini dikkate almadan hatalı sollama yapması davacıya sigortalı aracın sürücüsünün hatalı ve kontrolsüz şekilde sol tarafa dönüş yapması sebebiyle %50'şer oranında kusurlu oldukları, kaza tesbit tutanağında da taraflara kusur verildiği ve bu kusurun isabetli olduğu belirtilmiştir. Halbuki kaza tesbit tutanağında davalı tarafa hatalı sollama yapması nedeniyle değil, ehliyetinin bulunmaması nedeniyle kusur izafe edilmiş, keşiften sonraki bilirkişi raporunda ehliyetsizlik ile kazanın meydana gelmesi arasında illiyet bağı bulunmadığı, ehliyetsiz olmanın kazada etkili olmadığı tesbit edilmiştir. Adli Tıp Kurumu raporunda 29.3.2011 tarihli bilirkişi raporu irdelenmemiş ve bu rapor ile Adli Tıp Kurumu raporunda belirtilen görüşün aksine kaza tesbit tutanağı arasında da kusur yönünden çelişki meydana gelmiştir.
Eksik inceleme ve hüküm kurmaya yeterli (elverişli) olmayan rapora dayanılarak karar verilemez.
Bu durumda mahkemece, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamı, Dikili Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/957-443 sayılı hazırlık soruşturması evrakı (taksirle yaralama suçundan şikayet yokluğu nedeniyle davacıya sigortalı sürücü hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair) tanık beyanları kaza tesbit tutanağı tarafından iddia ve savunmaları birlikte değerlendirilerek tarafların kazanın meydana gelmesindeki kusur durumlarının tesbiti yönünden gerekçeli ayrıntılı, denetime elverişli, önceki bilirkişi raporlarının da irdelendiği bir rapor alına-
rak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması da isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ...'e velayeten Hanım ve ...'in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 14.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.