MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalıların miras bırakanı ...’ın 12.08.2007 günü, trafik sigorta poliçesi (ZMSS) bulunmayan ... plakalı aracı kullanırken şerit ihlali yaptığını ve karşı istikametten gelmekte olan bir başka araçla çarpıştığını, bu kaza sonucu kendisinin yaşamını yitirdiğini, karşı aracın sürücüsünün ise yaralanarak sakat kaldığını, davacı ... tarafından, davalıların miras bırakanı tarafından kullanılan aracın trafik sigorta poliçesi (ZMSS) bulunmadığından, 5684 Sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince kazada yaralanan ve sakat kalan kişiye 40.839,00 TL tazminat ödendiğini, ödenen tazminatın rucuan tahsili amacıyla davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, davalıların, icra takibine itiraz etmeleri nedeniyle icra takibinin durduğunu belirterek icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ise; kazaya neden olan aracı kullanan oğullarından kendilerine intikal eden mal varlığı bulunmadığını, MK. 605/2. maddesinde açıkça belirtildiği gibi ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli ise mirasın reddedilmiş sayılacağını, mirasçıların ayrıca bir irade açıklamasına gerek bulunmadığını, davalıların mirası hükmen reddetmiş olmaları nedeniyle miras bırakanın borcunun tazminine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, toplanan delilere göre, ‘...miras bırakanın ölüm tarihine göre terekeye dahil herhangi bir mal varlığının bulunmadığı, ödemeden aczinin açıkça belli olduğu, davalılar tarafından mirasın hükmen reddedilmiş sayılması gerektiği...’gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmiştir. Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince; dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ... tarafından davalılar aleyhine başlatılan ilamsız icra takip talebinde, davalıların miras bırakanının neden olduğu trafik kazası sonucunda zarar görene ödenen tazminatın rucuan tahsili istenmiştir. Davalılar tarafından yasal süre içinde icra takibine ve borca itiraz edilmiş ve davacı vekili tarafından eldeki bu dava açılmıştır.
Davalılar vekili ise, trafik kazasına ve buna bağlı olarak üçüncü kişilerin zarar görmesine neden olan, aynı kazada yaşamını yitiren miras bırakanın terekesinin borca batık olduğunu, mirasın hükmen reddedilmiş sayılacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 605/2. maddesi gereğince; “Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” Terekenin borca batık olduğunun tespiti ayrı bir dava açılarak istenebileceği gibi açılmış bir davada def’i yolu ile de ileri sürülebilir. Somut olayda, davalı mirasçılar def’i yolunu tercih etmişlerdir. Açılmış bir davada ileri sürülen bu savunmanın, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 222 ve izleyen maddeleri gereğince hadise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 163. ve izleyen maddeleri gereğince de ön sorun olarak nitelendirilerek terekenin borca batık olduğuna ilişkin olarak gösterilen tüm kanıtların toplanması ve incelenip karara bağlanması gerekir. Yerel mahkemece de davalıların bu savunması doğrultusunda tüm kanıtlar toplanarak davalıların miras bırakanın taşınır, taşınmaz hiçbir malı olmadığı, maaşının bulunmadığı saptanmış ve “…davalılar tarafından mirasın hükmen reddedilmiş sayılması gerektiği…” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup; davalılar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta; davacı vekili tarafından temyiz konusu edilen ve çözümlenmesi gereken husus; mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması durumunda davalılar yararına takdir edilecek vekalet ücretine ilişkindir.
Somut olayda; davanın açıldığı tarihte, davalıların miras bırakanının terekesinin borca batık olduğu ve mirasın reddedilmiş sayılacağı henüz belli değildir. Davacıdan, davanın açıldığı tarihte bu hususları bilmesi ve öngörmesi de beklenemez. Şu durumda; davacı, davanın açıldığı tarihte dava açmakta haklıdır. Mahkemece, yargılama sırasında toplanan kanıtlara ve saptanan olgulara göre miras bırakanın terekesinin borca batık olduğu, davalıların mirası hükmen reddetmiş sayılacakları ve bu nedenle de davanın davalılara yöneltilemeyeceği sonucuna ulaşılarak davanın reddine karar verilmiştir. Şu durumda yerel mahkemece, davacının davanın açıldığı tarihte dava açmakta haklı olduğu ve davanın ret nedeni gözetilerek, davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, nispi vekalet ücreti hesap ve takdir edilmiş olması, dosya kapsamına, hakkaniyete, usul ve yasaya uygun düşmediğinden bozma nedeni ise de bu yanılgının giderilmesi, yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının (4) nolu bendinde yer alan "davalılar kendilerinin vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 4.712,29 TL vekalet ücreti takdiri ile davacıdan alınıp davalılara verilmesine" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. karar verilmesi gerekmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy