MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 19.2.2013 Salı günü davacı ... vekili Av. ... geldi. Davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının müvekkilinin aracının kasko sigortacısı olduğunu, araç dava dışı sürücü ... yönetimindeyken yerdeki buzlanma nedeniyle 13.01.2008 tarihinde meydana gelen tek taraflı kazada aracın hasarlandığını, olay yerine gelen polis ekiplerinin kazanın tek taraflı olması nedeniyle tutanak tutmadıklarını, daha sonra müvekkilinin araçtaki hasarın çok büyük olduğunu farketmesi üzerine davalıya başvurduğunu, ancak davalının ödeme yapmaktan kaçındığını ileri sürerek 36.000 TL hasar bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediğini, davacının sunduğu belgelerin çelişkili ve şüpheli olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davacının rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini yerine getirmediği ve bu nedenle ispat külfetinin yer değiştirdiği, davacının da kaza anında sürücünün alkollü olmadığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı sigortalının davalı kasko sigortacısından araç hasar bedelinin tazmini isteminden ibarettir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken, sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın, sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kako Sigortası Genel Şartlarının A.5. Maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
Öte yandan, Kasko Poliçesi Genel Şartları’nın B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu, sanki bu oluşan rizikoyu teminat içinde kalmış gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip, rizikonun teminatı içinde kaldığının ispatı sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacı tarafça 13.01.2008 tarihinde kaza meydana geldiği iddiası ileri sürülmüş, aynı gün ihbar üzerine olay yerine önce jandarma trafik ekipleri gelmiştir. Ancak olayın jandarma bölgesinin sorumluluk sahasından olmadığının anlaşılması üzerine olay yerine polis ekipleri intikal etmiş, olaya ilişkin kendi aralarında bir tutanak tanzim etmişler, ayrıca kaza tespit tutanağı tanzim edilmemiştir. Davalı tarafça, davacının doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği, olayın oluş şeklinin şüpheli olduğu ileri sürülmüştür. Ancak davalının bu iddialarını ispatlayan somut deliller dosyaya sunulanamamıştır.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda sigortacının rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini, rizikonun kazadan önce meydana geldiğini ve teminat dışında kaldığını soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlaması gerekir. (HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilamları)
O halde, davalı ... şirketi, araçtaki hasarın başka bir yerde meydana geldiği, kazanın oluş şekline göre rizikonun teminat dışı kaldığı ve hasara yol açan olayın kasten gerçeğe aykırı olarak bildirildiği konularını somut delillerle kanıtlayamamış olduğu anlaşıldığından, hasarın teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek, işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19.2.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy