MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların sürücü ve maliki olduğu trafik sigortası bulunmayan aracın 20.11.2009 tarihinde sebep olduğu kazada yolcu Volkan’ın vefat etmesi nedeniyle, mirasçılar eş ... ve kızı ...’ya müvekkilinin toplam 49.325 TL tazminat ödediğini, ödemenin rücuen tahsili amacıyla davalılar hakkında icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Davalı ..., aracın maliki olduğunu, kazaya sürücü ...’ın sebebiyet verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı sürücü ...’ın taksirle ölüme neden olmak suçundan Kocaeli 3.Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandığı kamu davasında, kendisi ve kızı adına davaya katılan sıfatındaki ...’nın 26/04/2010 tarihli celsede şikayetinden vazgeçerek aile büyükleri ve sanık tarafından maddi ve manevi zararlarının karşılandığını beyan ettiği, bu halde davalı ...’ın zararı karşıladığı, davacının mükerrer bir zarar karşılaması var ise, ödediği şahıslardan bunun iadesini isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Sigortacılık Kanunu’nun ... başlıklı 14. maddesinin 7. fıkrasında ilgililere yapılacak rücu ile ilgili esasların yönetmelikle belirleneceği açıklanmış, ... Yönetmeliğinin 16. maddesinde Güvence Hesabının zarardan sorumlu kişilere rücu edilebileceği, 17/2. maddesinde de hesabın ödediği tazminat miktarınca hukuken zarar gören kişi yerine geçeceği düzenlenmiştir. Bu halde davacı ... Hesabının zarar görene ödediği tazminat miktarınca zarardan sorumlu kişilere rücu edebileceği açıktır ve dava hakkı vardır.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının Hasar ve Tazminat başlıklı B bendinin 1/d maddesinde sigorta ettirenin “Zarardan dolayı dava yolu ile veya başka yollarla bir tazminat talebi karşısında kaldığı veya aleyhine cezai kovuşturmaya geçildiği hallerde, durumdan sigortacıyı derhal haberdar etmek ve zarar ziyan talebine ve cezai kovuşturmaya ilişkin olarak almış olduğu ihbarname, davetiye ve benzeri tüm belgeleri derhal sigortacıya vermek” durumunda olduğu, yine B bendinin 2. maddesinde de “Sigortacının yazılı izni olmadıkça sigorta ettirenin zarar görenlere herhangi bir tazminat ödemesinde bulunamayacağı” düzenlenmiştir.
Bu durumda, mahkemece, sanık sürücü ... hakkında taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan açılan ve zarar gören ...’nın (kendisine asaleten, kızı ...’ya velayeten) katılan sıfatında olduğu Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/22 esas sayılı kamu davasında, sanık ... aleyhine kamu davası açıldığının ...’na ihbar edilip edilmediği, katılan ...’nın ceza davasındaki 26/04/2010 tarihli beyanında “Şikayetimden vazgeçiyorum. Aile büyüklerimiz ve sanık tarafı maddi ve manevi olarak benim ve çocuklarımın zararını karşılamıştır” şeklindeki beyanına göre ...’ın zarar görene ödeme yapıp yapmadığı, yaptı ise tarihi ve buna ilişkin belge bulunup bulunmadığı araştırılıp, bu ödemenin yukarıda anılan düzenlemeler çerçevesinde geçerli olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, kararı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy