MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin kızı ...'nün, taşıma sigortası bulunmayan otobüste yolcu iken gerçekleşen kazada vefat ettiğini, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/690 Esas sayılı dosyasında hesaplanan destek zararı yönünden davalı aleyhine başlattıkları takibe davalının işlemiş faiz, vekalet ücreti ve takip masrafları yönünden haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, alacağın bir mahkeme kararına dayanmadığını, takip tarihinden öncesi için faiz talep edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savumuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davalının takip tarihinden öncesinde temerrüde düşürülmediği, bu nedenle takip öncesi için işlemiş faiz talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatının faizi istemine yöneliktir.
Davacılar vekili, davalı ...'na 14.07.2009 tarihinde başvuruda bulunmuş, davalı ... talebi reddetmiştir. Daha sonra davacılar vekili, Şişli 5. İcra Müdürlüğü'nün 2010/37419 sayılı dosyasıyla, davalı aleyhine 62.553,92 TL destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin asıl alacak ve 25.07.2009 temerrüt tarihinden itibaren işlemiş 13.292,70 TL faiz yönünden 18.10.2010 tarihinde icra takibi başlatmış, davalı tarafça ana para olan 62.553,92 TL dosyaya 28.10.2010 tarihinde ödenmiş, ancak faiz talebi yönünden
temerrüde düşmediği iddiasıyla takibe itiraz edilmiş, bunun üzerine davacı tarafça itirazın iptali davası ikame edilmiş, mahkemece davalının takip tarihinden önce temerrüde düştüğü hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının davalıya 14.07.2009 tarihinde başvuruda bulunduğu hususu sabittir. Bu başvuru tarihi dikkate alınarak davalının hangi tarihte temerrüde düştüğünün tespit edilmesi gerekir.
... Yönetmeliğinde temerrüdün ne zaman gerçekleşeceği ile ilgili açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda sorunun genel hükümler yardımıyla çözümlenmesi gerekmektedir.
Borçlar Kanunun borçlunun temerrüdünü düzenleyen 101. maddesine göre "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle, mütemerrit olur. Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir ihbarda bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur."
Davacı tarafça mehil verilmeksizin 14.07.2009 tarihinde davalıya başvuruda bulunulmuş olmasına göre, ödeme yapmaktan kaçınan davalının takip eden 15.07.2009 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Hal böyle iken, mahkemece temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz bilirkişi marifetiyle tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalının temerrüde düşmediği yönündeki yanlış gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 2.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy