MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne birleştirilen davanın reddine reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın küçük ...'ye çarparak maluliyetine neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL. tedavi gideri ile 11.000,00 TL. maluliyet (sürekli iş göremezlik) tazminatın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davacılar vekili tarafından aynı kazada küçük ...'nin vefat etmesi nedeniyle, aynı davalı aleyhine fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak bakiye 12.000,00 TL. destekten yoksun kalma tazminatının tahsili için mahkemenin 2010/602 Esas sayılı dosyası üzerinden açılmış olan tazminat davasına ilişkin dosya eldeki dava ile birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Davacılar vekili, 19.1.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle (birleştirilen davadaki) destek tazminatına ilişkin taleplerini bilirkişi raporuna göre toplam 29.033,93 TL.na yükselttiklerini bildirmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, asıl dava yönünden; davanın kabulü ile davacı ... için 7.338,90 TL., davacı ... için 21.695,03 TL. olmak üzere toplam 29.033,93 TL. nın 01.4.2008 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline, birleştirilen 2010/602 E.sayılı dava yönünden; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleştirilen dosyalar yönünden dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın zarara neden olan aracın trafik sigortacısı davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
1086 Sayılı HUMK'nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK'nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.
Öte yandan; 1086 Sayılı HUMK'nun 45. maddesi ile 6100 Sayılı HMK'nun karşılık 166. maddesi uyarınca, birleştirilen davalar birbirlerinden bağımsız ayrı bir dava niteliğini korurlar. Buna göre, asıl ve birleştirilen dava dosyalarının yalnızca tahkikat safhası müşterek olup, mahkemece usul hükümlerine göre her dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir.
Somut olayda, asıl davada davalının trafik sigortacısı olduğu aracın küçük ... 'ye çarparak maluliyetine neden olduğu iddiasıyla tedavi gideri ve maluliyet (sürekli iş göremezlik) tazminatı talep edilmiş, birleştirilen davada ise aynı kazada küçük ... 'nin vefat etmesi nedeniyle, aynı davalı aleyhine bakiye destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda birleştirilen 2010/602 Esas sayılı dosyadaki bakiye destekten yoksun kalma talebi yönünden hesaplama yapılmış ve davacı vekili bu talep yönünden davasını ıslah etmiştir. Mahkemece hatalı olarak ıslah edilen kısım asıl davadaki talep gibi değerlendirilerek birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, hüküm fıkrası taraflara yükletilen hak ve sorumluluklar yönünden açık olmayıp şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte olduğu gibi, bu yön yukarıda açıklanan yasa maddelerine de açık aykırılık oluşturduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 15.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.