MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Mersin 1.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Tarsus 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1213 sayılı Talimat dosyasında yapılan 28.12.2011 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişiye ait olduğunu, borçlularla ilgisinin bulunmadığını, eşinden boşanmış olan davacının çocukları ile birlikte haciz adresinde yaşadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, 28.12.2011 tarihli haciz işlemi sırasında gidilen konutun zilinde borçlunun ve eşinin adının yazdığının tespit edildiğini, bu sırada borçlunun eşinin de hazır bulunduğunu, yine haciz mahallinde borçluya ve oğluna ait belgelerin ele geçtiğini, aynı yerde yapılan 20.01.2012 tarihli haciz sırasında borçlunun ve eşinin hazır bulunduğunu, sunulan delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını, istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünü belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haciz adresindeki kapı zili üzerinde borçlunun ve eşinin adının yazdığının tespit edildiği, 20.01.2012 günlü haciz sırasında borçlunun eşinin hazır bulunduğunun görüldüğü, İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerektiği, ispat yükü altında olan üçüncü kişinin karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz sırasında gidilin adresin kapı zilinde borçlu Ali Şahin’in ve eşinin adının yazdığı tespit edilmiş, yine hacizde diğer borçlunun eşinin hazır bulunduğu görülmüştür.
Somut olayda İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü yerindedir.
İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip bulunan üçüncü kişi haciz adresinde ikamet ettiğine dair muhtarlık kaydı ile fatura deliline dayanmaktadır.
Faturaların gerçekliği, ödemenin kimin tarafından yapıldığı, mahcuzlara uygun olup olmadığı, üçüncü kişinin bu eşyaları alım gücünün bulunup bulunmadığı gibi konular yöntemince araştırılmadan işin esasını yönelik karar verilmesi hatalı olmuştur.
Gerçekten de faturaları düzenleyen firmanın ticari kayıtları ve fatura dip koçanları üzerinde yaptırılacak bir bilirkişi incelemesi ile bunların gerçekliği saptanabilir. Ödemenin kimin tarafından yapıldığı, üçüncü kişinin alım gücünün bulunup bulunmadığı hususları da araştırılıp sonucuna göre faturaların gerçek olduğu ve ödemesinin de davacı tarafından yapıldığı anlaşılırsa bu kez mahcuzlara uygunluğu keşif ve yine bilirkişi incelemesi ile belirlenip, fatura kapsamındaki mahcuzlar yönünden karinenin aksinin kanıtlandığı gerekçesi ile davanın kabulü gerekir.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 8.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.