(1086 S. K. m. 275)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sürücüsü olduğu motosiklete, davalıya trafik sigortalı aracın çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını, sağlık kurulu raporuna göre müvekkilinin %18 oranında sürekli sakat kaldığının belirlendiğini, davalı sigorta şirketi tarafından 16.573 TL ödeme yapıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 05.01.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 39.685,71 TLye yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili, müvekkili sigorta şirketi tarafından davacıya sürekli işgöremezlik tazminatı ödemenin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, 10.000 TL.nin 05/03/2010 olay tarihinden itibaren, ıslah edilen 29.685,71 TL.nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı sigorta vekilince, mahkemece maluliyete ilişkin olarak hükme esas alınan sağlık kurulu raporuna itiraz edilmiştir. Maluliyet durumu tespitinin, olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece, hükme esas alınan Manisa Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu Raporunda anılan yönetmelik hükümlerine göre bir değerlendirme yapılmamıştır. Ayrıca daha sonra dosyaya sunulan Alsancak Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu Raporu da anılan yönetmeliğe uygun alınmadığı gibi, daha az maluliyet oranı belirlenmiş olup, raporlar arasında çelişki giderilmemiştir.
Bu durumda mahkemece, en yakın Tıp Fakültesi veya Adli Tıp Kurumu Şubesinden anılan yönetmelik hükümlerine göre davacının sürekli maluliyetinin tesbiti ile tazminat hesabının buna göre yapılması gerekirken, yetersiz maluliyet raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Mahkemece hükme esas alınan kusur raporu, hukukçu bilirkişi tarafından tanzim edilmiş olup, raporda, davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu belirtilmiştir.
HUMK.nun 275. ve devamı maddelerine göre, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkemece uzman bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulması zorunludur. Trafik kazalarında kusur oranlarının belirlenmesi uzmanlığı gerektiren konulardandır. Bu nedenle hukukçu bilirkişinin tanzim ettiği rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
O halde mahkemece, İTÜ veya Karayolları Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişiden gerekçeli, ayrıntılı rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 04.02.2013 gününden oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy