MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, İzmir 2. İcra Müdürlüğü’nün 2009/5257 sayılı Takip dosyasında yapılan günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, borçlunun mahcuzlarla ve haciz adresi ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, vergi levhasında haciz adresindeki iş yerinin üçüncü kişi adına göründüğünü, ancak iş yerinin dış cephesinde büyük harflerle borçlunun adının yazdığını tespit ettiklerini, yine haciz mahallinde borçluya ait belgelerin bulunduğunu, hacizde mahcuzların faturalarının sunulamadığını, muvazaalı işlemler yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haciz sırasında hazır bulunan ... un işyerinin borçlu tarafından üçüncü kişi şirkete devredildiği yönünde beyanda bulunduğu, bu sırada borçluya ait bir klasör evraka rastlandığı, ancak içindeki yazıların borçlu ile doğrudan bağlantısının bulunmadığı, davacının haciz adresine 15.10.2009’da taşındığı, muvazaalı devir yapıldığının kanıtlanamadığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin
kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz borçlunun önceki faaliyet adresinde yapılmış, bu sırada borçlunun ticari faaliyet alanı ile ilgili çok sayıda belge bulunmuştur.
Somut olayda İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan üçüncü kişi karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir, ancak mahcuzlarla ilgili fatura dahi sunamamıştır. Diğer yandan tanık anlatımları ile her zaman temini mümkün nitelikte bulunan adi nitelikteki kira sözleşmesi ve vergi levhası istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli kabul edilemez.
Davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde kabulüne yönelik hüküm kurulması hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 23.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.