MAHKEMESİ : ... Asliye 3. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine borcundan dolayı icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı ...’ün adına kayıtlı bulunan ... Turizm Ticaret Limited Şirketi hisselerini davalılar ... ve ...'e satışı işlemine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ... ve ... vekili, 2 yıllık sürenin geçmiş olduğunu, satışın gerçek bir satış olduğunu, satış bedelinin gösterilenden daha yüksek olduğunu buna ilişkin banka dekontlarının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, şirket hisse devri sözleşmesinde gösterilenden daha fazla bedel içeren banka dekontları, tanık anlatımları, pay devrinden sonra davalıların şirket ortağı olarak faaliyette bulunmaları, ...'ün tasarruf ehliyetinin bulunmadığının davalılar ... ve ... tarafından bilinemeyeceği, davacı yanca temlikin muvazaalı olduğunun ispatlanamaması gerekçesiyle reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK'nın 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Borçlunun iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK'nın 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Genellikle, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan ve maddi hukuk bakımından geçerli olan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır. Başka bir anlatımla İİK'nın 277 ve devamı maddelerinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış tasarrufların alacaklı davacı yönünden hükümsüz kılınması için açılır, geçersiz olan tasarruflara karşı tasarrufun iptali davası açılamaz.
Mahkemece, şirket hisse devri sözleşmesinde gösterilenden daha fazla bedel içeren banka dekontları, tanık anlatımları, pay devrinden sonra davalıların şirket ortağı olarak faaliyette bulunmaları, ...'ün tasarruf ehliyetinin bulunmadığının davalılar ... ve ... tarafından bilinemeyeceği, davacı yanca temlikin muvazaalı olduğunun ispatlanamaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve toplanan deliller varılan sonuç için yeterli değildir.
Somut olayda dosya içeriğinden dava konusu edilen ... Turizm Ticaret Ltd. Şti. hisselerinin davalı borçlu ... tarafından Hatay 3. Noterliğinde düzenlenen hisse devri sözleşmesi ile 13.06.2007 tarihinde davalılar ... ve ...'e satıldığı ancak Kırıkhan Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'nün 13.12.2010 tarihli cevabi yazı içeriğinden borçlu ...'ün hükümlü olduğu ve 11.06.2007 tarihinden 7 gün süre ile izinli olarak infaz kurumundan
çıktığı anlaşılmaktadır. Ayrıca borçluya Samandağ Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 29.06.2007 tarih, 2007/24 esas, 2007/319 sayılı kararı ile vasi tayini yapıldığı görülmektedir. Bu anlamda iptali talep edilen tasarruf işleminin geçerli bir tasarruf olması gereğine yukarıda değinilmiş olup, davalı borçlunun infaz kurumundan izinli olarak çıktığı dönem içerisinde yapmış olduğu işlemin geçerli olup olmadığının belirlenmesi için borçlu ...'ün infaz edilen ceza mahkumiyetine ilişkin kararın verildiği mahkemesinden 4721 sayılı TMK gereğince medeni haklarından sınırlandırılmış olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre davacının alacağını tahsil amacı ile tasarrufa konu hisseler üzerinde cebri icra hakkının bulunup bulunmadığının tartışılması, diğer bir anlatımla tasarrufun iptali davasını açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının irdelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
2-Ayrıca yukarıda yapılan açıklamalar sonucu mahkemece davacının iptal davası açmakta hukuki yararının olduğu değerlendirilmesi halinde, İİK’nın 280/I. fıkrasında malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceği gözönüne alınarak, borçlu ...'den iptale konu şirket hisselerini alan ... ve ...'ün, hisseleri satın aldıkları tarihte şirket hissedarı olan ... ile aralarındaki akrabalık bağının araştırılmasının yapılması, davalıların hisselerini aldığı şirketin ticaret sicil kayıtları incelenerek ...'ın şirket ile geçmiş dönemde her hangi bir bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve yine yargılama aşamasında dinlenen tanıkların davalılar ... ve ...'ın otobüs işletmeciliği yaptıkları, borçlu ile aynı otobüs terminalinde çalıştıkları yönündeki beyanları dikkate alınarak bu durumların araştırılması yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda (1 ve 2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 5.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.