MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı Hazine vekili, davalı borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı eşi adına satın aldığını ve dava konusu araçları da yine eşi ve yeğeni ... ’a kurdurduğu davalı şirket ile öteki davalılar adına satın aldığını belirterek bu malların davalı ...’a ait olduğunun tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili ile davalı ... davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dava konusu araçların ve taşınmazın davalı ... adına devir ve intikal görmediği ve malların davalı ...’a ait olduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı borçlu aleyhine takip yapılmasına neden olan kamu borçlarının 1996 yılından itibaren doğmuş olduğu ve borçlu Hasan hakkında 26/05/2006 tarihinden başlayarak takipler yapıldığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davalı borçlu tarafından kurdurulduğu iddia edilen ... Uluslararası Nakliyat Petrol tarım Ürünleri Temizlik Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti.nin 06/06/2007 tarihinde
kurulduğu, 19/02/2009 tarihinden itibaren davalı ...’ın Şirket müdürü olarak atandığı Kayseri Ticaret Sicili Memurluğunun 08/10/2010 tarihli yazısından anlaşılmaktadır. Ayrıca Şirket’i kuran kişilerin davalı ...’ın eşi ve yeğeni olduğu hususunda da bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uygulamada borçlunun, gerçekte kendi adına satın almak üzere bedelini ödediği bir taşınmazı (veya bir aracı) alacaklılarından kaçırmak amacı ile yakını (eşi, oğlu vs) adına tescil ettirmiş olması halinde, tasarrufun (hukuki işlem) dışarıdan üçüncü kişiler arasında yapılmış görünmesine rağmen, gerçekte bedeli borçlunun mal varlığından çıkmış fakat karşılığı borçlunun arkasına gizlendiği kişinin mal varlığına girmiştir. Namı müstear (inançlı işlem) ile gizlenmiş muvazaalı işlemler hakkında iptal davaları açılabileceği Yargıtay uygulamaları ile kararlılık kazanmıştır. (Yargıtay HGK'nin 12.10.2001 gün ve 2001/2-515 E., 605 K sayılı; 17.Hukuk Dairesinin 20.06.2011 gün ve 2010/11090 E.-2011/6367 K. sayılı kararları).
Açıklanan hususlar nazara alınarak davalı Şirket’in kuruluşunda davalı borçlunun katkısı olup olmadığı, kurucuların şirket sermayesini ödeyecek güçte olup olmadıkları, dava konusu araçların ve taşınmazın davalı ... tarafından bedelleri ödemek suretiyle davalı eşi ya da davalı Şirket üzerine kayıt ettirilip ettirilmediğine ilişkin araştırmaların yapılması ve dava konusu araçların 3. Şirket kişi tarafından elden çıkarılmış oldukları dikkate alınarak davacıya son malikleri davaya dahil edip etmeyeceği başka bir deyişle davayı bedele dönüştürüp dönüştürmeyeceğine dair beyanı alındıktan sonra toplanan ve toplanacak delillere ışığında bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18/03/2013 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy