MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 16.04.2013 Salı günü davacılar ... ve ... vekili Av. ... ve davalı ... vekili Av. ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar ve davalı ... vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacılar ...,... vekili, davalı borçlular ...,... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunamadığını ileri sürerek borçluların, dava konusu taşınmazı davalı ...’ye satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı ve satışın gerçek olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK. m. 281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme
bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K. 25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Somut olayda mahkemece bedel farkının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm tesisine yeterli değildir. Duruşma sırasında dinlenen tanık beyanlarının içeriğinden ve davalı ... vekilinin cevap dilekçesinden de anlaşıldığı üzere davalılar aynı site içerisinde villa komşusudur. Bazı tanıkların beyanlarına göre de taşınmaz satın alındıktan sonra borçlular tarafından kullanılmaya devam edilmiş ya da taşınmaz 1-2 yıl bakımsız bırakılmıştır. Hal böyle olunca tanık beyanlarında belirtilen hususların doğru olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmadan bu suretle İİK’nin 280/I fıkrası şartlarının başka bir ifade ile davalı ...’nün villa komşuları olan borçluların alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiklerini bilebilecek kişilerden olup olmadığı irdelenmeden, şayet taşınmaz satışından sonra borçluların taşınmazı kullanımları mevcut ise bunun resmi bir kira sözleşmesine dayanıp dayanmadığı araştırılmadan buna ilaveten taşınmaz satın alındıktan sonra uzun süre kullanılmamış ise bunun 3. kişi açısından hayatın olağan akışına uygun düşüp düşmediği üzerinde durulmadan eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 16.04.2013 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.