MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı ... vekili asıl davada, davalı muris borçlu ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu üzerinde fabrika binası bulunan 278 parsel sayılı taşınmazı diğer davalılar ..., ..., ... ve ...’a satışına ve 419 parsel sayılı taşınmazını da komşusu davalı ...’ye satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Birleştirilen davada ise davacı vekili davalı babası ...’in ölümünden sonra aynı tasarrufların muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek muvazaa nedeniyle tapuların iptali ile yasal miras payları oranında tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davada 278 numaralı parselin diğer davalılara satışından itibaren hak düşürücü sürenin geçmiş olmasından dolayı bu parsel açısından davanın reddine, 419 parselin satışının alacaklıya zarar verme kastı ile yapıldığı gerekçesi ile tasarrufun iptaline, birleşen davada ise muris muvazaasının ispatlanmış olduğu gerekçesi ile her iki parsele ait tapu kayıtlarının iptali ile mirasçıların payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece asıl dava olan tasarrufun iptali davası ile birleştirilen dava olan muris muvazaasına dayalı iptal davası birlikte görülerek sonuçlandırılmıştır.
Tasarrufun iptali davaları, İİK 277 vd maddelerinde düzenlenmiş olup aynı Kanunun 281.maddesi uyarınca "iptal davaları basit yargılama usulüne tabi" tutulmuştur. Oysa muris muvazaasına dayalı iptal davasının yargılama usulü farklı olup yazılı usule tabi bir davadır.
Diğer yandan kural olarak iki dava arasında bağlantı bulunması halinde usul ekonomisi de nazara alınarak bu iki davanın birlikte görülmesi gerekir. Ancak bu iki davadan biri öteki davada verilecek karara etki edecek türden ise sonucu etkilenecek dava dosyasının öteki dava dosyasını bekletici mesele kabul etmesi gerekir.
Tasarrufun iptali davalarında takip konusu alacağın tahsili amaçlanmakta olup davanın sonunda borçlu tarafından yapılan işlemin icra dosyasındaki alacak ve ferileri oranında iptal edilmesine karşın birleşen muris muvazaasına dayalı iptal davasında verilecek karar, tasarrufa konu taşınmazlarda davacı hissesi bulunup bulunmadığını belirleyeceği gibi yapılan işlemin geçerli olup olmadığı hususunu da tespit edecektir. Bundan dolayı birleşen davanın sonucunun tasarrufun iptali davasını etkileyebileceğinin kabulü gerekir.
Hal böyle olunca mahkemece açıklanan hususlar nazara alınarak her iki dava tefrik edilerek ayrı ayrı esaslara kaydedilip görülmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden tarafların temyiz itirazları bu itibarla kabul edilerek hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek bulunmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılara geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olarak 18.3.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy