MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi), İstanbul İcra Müdürlüğü’nün 2010/21659 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Manavgat 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/1304 sayılı Talimat dosyasında yapılan 27.10.2010 günlü hacze konu menkullerin kendisine ait olduğunu, hacizde görülen katalogların tanıtım amaçlı her iş yerinde bulunabilecek türden evraklar olduğunu, iş yerini borçludan devraldığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin icra takibine dayanak senet üzerinde gösterilen yerde yapıldığını, üçüncü kişinin buradaki iş yerini borçludan devraldığını beyan ve kabul ettiğini, yine hacizde borçluya ait belgelerin bulunduğunu, mahcuzlara ilişkin fatura sunulamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre: “davacı üçüncü kişinin 25.09.2010’dan itibaren haciz adresinde faaliyet gösterdiği, iş yeri devrinin borcun doğumundan önce yapıldığı, vergi kayıtlarına göre de borçlunun 25.09.2010’da haciz adresinden ayrıldığı, kaldı ki ödeme emrinin haciz adresinde tebliğ edilmediği, borçlunun hacizde hazır bulunmadığı, sunulan faturaların klimaya ilişkin düzenlendiği“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz adresindeki iş yerinin borçlu tarafından üçüncü kişiye devredildiği konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Hacizde ele geçen faturalar 25.09.2010 tarihli olup borçlu tarafından üçüncü kişi adına düzenlenmiştir. Bulunan faturalar da iş yeri devrinin yapıldığını göstermektedir. Üçüncü kişinin dayandığı vergi levhasına göre iş yeri devrinin icra takibine dayanak senedin düzenlenmesinden, yani borcun doğum tarihinden sonra yapıldığı anlaşılmaktadır.
Devir ile ilgili İİK’nun 44. maddesindeki gereklerin yerine getirildiği iddia ve ispat edilememiştir. Bu durumda 6098 Sayılı TBK’nin 202. (818 Sayılı BK’nin 179.) maddesi uyarınca işletmeyi devralan üçüncü kişinin de işletmenin borçlarından sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 9.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.