MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, Büyükçekmece 3.İcra Müdürlüğü'nün 2009/15660 sayılı takip dosyasında 26.5.2009 tarihinde haczedilen menkullerin gerçekte borçluya ait olduğunu, istihkak iddiasında bulunan şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğunu, 3.kişi firmanın borçtan kurtulmaması ile kurulduğunu, iletişim ve üretim adreslerinin aynı olduğunu ileri sürerek 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili, haczin müvekkiline ait işyerinde yapıldığını, borçlu şirket ile farklı tüzel kişilere sahip olduklarını, ortaklarının aynı kişiler olmasının malların borçlu şirkete ait olduğunu göstermeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı şirket ortakları arasında akrabalık ilişkisi bulunmasının mahcuzların borçlu şirkete ait olduğunu göstermeyeceği, mahcuzların 3.kişinin elinde haczedildiği, mülkiyet karinesinin 3.kişi yararına olup aksinin davacı alacaklı tarafından ispat edilemediği gerekçeleriyle davann reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, alacaklının İİK'nun 99.maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz 26.5.2009 tarihinde 3.kişinin faaliyet gösterdiği adreste yapılmış ise de davacı 3.kişinin bu adresteki faaliyetine takibin dayanağı olan çekteki tarihten hemen önce başladığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki uygulamada çeklerin vadeli olarak düzenlendiğinede sıklıkla rastlanılmaktadır. Davacı 3.kişi şirket ile borçlu şirket ünvanları da benzerlik gösterdiği gibi bir kısım ortaklarının da aynı olduğu ve aynı iş kolunda faaliyet gösterdikleri ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda, 3.kişi şirketin alacaklılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı kurulduğu ve istihkak iddiasının muvazaalı olduğunun kabulü ile alacaklının açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşünce ile reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 27.12. 2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.