MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalı ...'un sürücüsü, davalı ...'nın maliki olduğu ve davalı ...’ya ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın karşıdan karşıya geçmekte olan müvekkillerinin murisi ... 'e çarpması sonucu desteğin vefat ettiğini bildirerek davacı eş ve 3 çocuk için ayrı ayrı 6.000'er TL manevi tazminat ile eş için ıslahla artırılmış haliyle 10.393 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, manevi tazminattan sorumlu olmadıklarını, maddi tazminattan sorumluluklarının kusur oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, müvekkilinin kazada kusuru bulunmadığını, karşıdan karşıya geçen yayanın kusurundan kaynaklandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ise, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, sigorta şirketi aleyhine açılan manevi tazminat isteminin reddine; davalının %75 kusuruna göre eş için 10.393 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan tahsiline, davacılar için ayrı ayrı 6.000'er manevi tazminatın sigorta dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı ... vekili ve davalı ...'nın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kaza tespit tutanağında, yaya olan davacılar murisinin araçlara ilk geçiş hakkını vermemek ile asli kusurlu olduğu belirlenmiş, ceza dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda da sanık-sürücünün uygun hızla gitmemek ile tali, davacılar murisinin ise asli kusurlu olduğu belirlenmiş ve bu rapor hükme esas alınarak sanığın mahkumiyetine dair verilen karar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Mahkemece hükme esas alınan raporda ise, davalı sürücünün asli-%75, davacılar murisinin tali-%25 kusurlu olduğu belirlenmiş ve buna göre hüküm kurulmuştur. 818.s. BK.nin 53.maddesine göre, her ne kadar hukuk mahkemesi hakimi ceza dosyasında alınan kusur oranı ile bağlı değilse de, maddi vakıalar bu hükmün istisnasını oluşturur. Ceza dosyasında alınan kusur raporu ile mahkemece alınan rapor arasında çelişki oluşmuş olup, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için KGM veya İTÜ'den oluşturulacak uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak buna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de, Hakimin manevi tazminatı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre, özel durumları gözönünde tutarak ve adalete uygun olarak belirlemesi gerekmekte olup hükmedilen manevi tazminat fazladır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat, bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktar kadar olması gerekir. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel
hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Bu durumda hükmedilen manevi tazminat miktarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına, olayın meydana gelmesindeki etkilerine, olay sonrası çekilen acı ve somut olayın özelliklerine, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına uygun olmalıdır. Mahkemece, her iki tarafın da ekonomik ve sosyal durumu etraflıca araştırılarak bunun sonucuna göre, sorumluluğun niteliği ve olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı fazla olup hakkaniyet ve adalete uygun düşmediğinden hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı vekili dava dilekçesinde sigortadan sadece maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davacıların diğer davalılarla birlikte sigortadan manevi tazminat talep ettiğinin kabul edilerek reddedilen kısım yönünden davalı ... yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. Mahkemece, sigortadan manevi tazminat talep edilmediği nazara alınmaksızın, davacılar talebinin yanlış değerlendirilmesi ve sigorta lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ve davalı ...'nın temyiz itirazlarının; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalı ... ve Mustafa'ya geri verilmesine, 16.4.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy