MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında Hakem Heyetince verilen 26.10.2011 gün, 2011/901-5 Esas ve 2011/907 sayılı Karar, davacı vekilince temyiz edilmiş ve Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce Daire’mize gönderilmesi üzerine dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin sevk ve idaresindeki araca, davalıya trafik sigortalı aracın tam kusurlu çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını ve %67 oranında malul kaldığını, başvuruya rağmen davalı ... şirketinin ödeme yapmadığını ileri sürerek, 145.000,00 TL. tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının maluliyetinin 24.09.2010 tarihli kazayla ilgisinin olmadığını, daha önce 15.02.2002 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde oluştuğunu bildirerek talebin reddini savunmuştur.
Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacının, 2002 yılında uğradığı iş kazası sonucunda ve devamında oluşan maluliyetinin dava konusu 2010 tarihli trafik kazası ile artmadığı ve davalının tazminat ödeme mükellefiyetinin bulunmadığı anlaşılmakla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiş, hakem heyeti kararının temyizi kabil olmadığından temyiz dilekçesinin reddine dair mahkemenin 14.12.2011 tarihli ek kararı bu kez davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-) Her ne kadar, anılan Ek Karar ile davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de; 5684 Sayılı Kanunun 30/12.maddesi uyarınca uyuşmazlık konusu değer itibariyle hakem kararının temyizi kabil olup bu nedenle temyiz isteminin reddine dair karar usul ve yasaya uygun
düşmediğinden, mahkemenin 14.12.2011 tarihli Ek kararının HUMK.nin 434/3.maddesi yollaması ile aynı yasanın 432/son maddesi (6100 Sayılı HMK.366 ve 368.madde) uyarınca, ortadan kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
2-) Uyuşmazlık konusu 26.10.2011 tarihli hakem kararı davacı tarafa 09.11.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekilince 6100 sayılı HMK Geçici Madde 3/II.fıkrası yollaması ile HUMK'nın 432.maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 02.12.2011 tarihinde müddeti muhafaza dilekçesi verilip 09.12.2011 tarihinde temyiz dilekçesi sunulmuştur.
Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.6.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay'ca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra verilen temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mahkemenin 14.12.2011 tarihli Ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle de davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy