MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalı borçlu ...'nun amme alacağının tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla adına kayıtlı taşınmazı 5.5.2009 tarihinde davalı ...'na, onun da 8.5.2009 tarihinde davalı ...'a, onun da 28.5.2009 tarihinde 1/2'şer hisse oranında ... ve ...'ya sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı borçlu ... savunma yapmamıştır.
Davalı ... ile vekili, dava konusu taşınmazı emlak değeriyle aldıklarını, borçluyu tanıdıklarını ancak bunun iptal sebebi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ile vekili, dava konusu taşınmazı 8.5.2009 tarihinde emlak değeri üzerinden iyiniyetle davalı ...'den aldıklarını, borçluyu tanımalarının iptal sebebi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, müvekkilerinin iyiniyetli beşinci kişi olarak dava konusu taşınmazı 350.000,00 TL bedelle aldıklarını, ödemeleri banka aracılığıyla yaptıklarını ve taşınmazı fiilen kullandıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazı satın alan davalılar arasında İİK 277 ve devamı maddelerinde belirtilen bir yakınlık derecesi olma-
dığı gibi dava konusu taşınmazı satın alan 4.kişi durumunda oldukları ve taşınmazın gerçek değerini ödeyerek taşınmazı satın aldıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına davalılar ... ve ...'nın kötüniyetli olduğunun ispatlanamamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Bir davada taraflarca ileri sürülen maddi olguların hukuki değerlendirilmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir.
6183 Sayılı AATÜHK'nin 24 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, amme borçlusunun bu kanunun 27, 28, 29 ve 30.maddelerinde yazılı tasarruf ve muamelelerinin iptali ile alacaklının alacağının tahsilini sağlamaktır. Yasanın 25.maddesinde bu tür davaların borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendisine ödeme yapılan kimselerle bunların mirasçılarına veya kötüniyetli diğer kişilere karşı açılacağı hüküm altına alınmıştır. 31.maddede 27, 28, 29 ve 30.maddelerde sözü edilen tasarruf ve muamelelerden faydalananlar elde ettiklerini elden çıkarmışlarsa elden çıkardıkları değer nispetinde tazminatla sorumlu tutulacağı hükme bağlanmıştır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu davanın dinlenebilmesi için; kamu alacağının iptal konusu tasarruftan önce doğması, takip konusu alacağın kesinleşmiş olması, borçlu hakkındaki takibin kesinleşmiş olması, borçlunun malı bulunmaması veya bulunan malın borcu karşılamaması gereklidir. Ön koşulların bulunması halinde ise
Yasanın 27, 28, 29, 30.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle Yasanın 27 ve 28.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza 30.maddede malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan Yasanın 29.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda; takip konusu borç 2007 yılı 1.aydan 2008 yılı 10.aya kadar olan döneme ilişkin olup borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği, mevcut malvarlığının borcu karşılamaya yeterli olmadığı, iptali istenen tasarrufunda borçtan sonra yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda somut olayda dava ön koşulları mevcut olduğundan 6183 sayılı yasanın 27, 28, 29, 30.maddelerdeki iptal koşularının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Dava konusu taşınmaz borçlu tarafından 5.5.2009 tarihinde üzerinde Kadıköy 7.İcra Müdürlüğünün Alacaklısı ... borç miktarının 310.625 TL olduğu 25.3.2009 tarih 2009/4964 sayılı haczi ve Finansbank AŞ lehine 10.3.2006 tarih 400.000,00 TL ipotek tutarıyla birlikte 70.000.00 TL bedelle davalı ...'na satılmıştır. Davacı idare tarafından yaptırılan ekspertiz raporundan taşınmazın 12.3.2009 tarihindeki değerinin 350.000,00 TL olduğu belirlenmiştir. Anılan rapora davalılar tarafından itiraz edilmemekle beraber taşınmazın satış tarihleri olan 5.5.2009 ve 8.5.2009 tarihlerindeki değeri belli olmadığından mahkemece öncelikle mahallinde keşif yapılarak taşınmazın satış tarihlerindeki değeri yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, Kadıköy 7.İcra Müdürlüğünün 2009/4964 sayılı takip dosyası istenerek takip alacaklısı ... ile davalı ...'nun aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi aynı kişi ise tasarrufun 6183 Sayılı Yasanın 29/1-2 ve 30.maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığının değerlendirilmesi, 8.5.2009 tarihli tasarruf yönünden ise davalı ... ile davalı borçlunun aynı yer nüfusuna kayıtlı olması ve davalı ...'in borçluyu tanıdığını beyan etmesi karşısında tasarrufun Yasanın 30.maddesi gereğince iptale tabi olup olmadığının takdir edilmesi her iki tasarrufunda iptale tabi olduğunun tespiti halinde davanın bedele dönüştüğü gözönüne alınarak davalı ...'in taşınmazı elden çıkardığı tarihteki değeri oranında Yasanın 31.maddesi gereğince takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak tazminatla sorumluğuna karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı hukuki değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168.maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı yasanın 35.maddesi gereğince (“6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdiri de isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, 2 bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA 2.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy