MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, trafik sigortası bulunmayan aracın 29.05.2003 tarihinde yaya müvekkiline çarptığını, müvekkilinin yaralandığını ve sakat kaldığını ileri sürerek, ıslah ile 21.057,81 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davanın esastan da reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, 21.057,81-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 109. maddesinde Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda ceza kanununun öngördüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumlular için fark gözetilmeksizin) uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Zamanaşımının oluşması için zararın ve tazminat sorumlusunun birlikte öğrenilmesi gerekir.
Dava konusu olay 29/05/2003 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 23/07/2010 tarihinde açılmıştır.
Kazaya sebebiyet veren araç sürücüsü ... hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralanmaya sebep olmak suçundan açılan ve Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen kamu davasında verilen mahkumiyet kararı 09/09/2004 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkeme, davalının süresinde yaptığı zamanaşımı itirazını, davacının meslekte kazanma gücünü kaybetmesine ilişkin bilgileri Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 01/12/2009 tarihli raporundan daha önce öğrendiğinin ispatlanamadığı, davanın da rapordan itibaren iki yıl içinde açıldığı gerekçesiyle reddetmiştir.
Bazı hallerde, zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir. Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. (HGK, 15.11.2000 gün ve: 2000/21-1609 K: 2000/1699, 4.HD 13.05.1980 gün ve 1980/3493-6206 sayılı; 26.01.1987 gün, 1986/7532 esas, 1987/485 karar sayılı kararı ).
Somut olayda, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 01/12/2009 tarihli raporu incelendiğinde; davacının 29/05/2003 tarihinde kaza nedeniyle hastaneye başvurduğu, ameliyat edildikten sonra 20/06/2003 tarihinde taburcu edildiği belirtilmiş, davacının kendi talebiyle aldığı bu rapor tarihine kadar süregelen tedavi gördüğüne ve bedensel zararın bu tarihe kadar gelişim gösterdiğine dair bir bilgiye rastlanılmamıştır. Bu halde, yukarıda da belirtildiği üzere zarar ile ilgili “gelişen durum” söz konusu olmadığından, mahkemece rapor tarihinin zamanaşımının işlemeye başladığı tarih olarak kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda, mahkemece dava tarihi itibarıyla 5 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu ve davalı vekilinin süresindeki zamanaşımı def’i dikkate alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 1.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy