MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından yürütülen takipte uygulanan 14.9.2009 tarihli haciz işleminde, borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkiline ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; mahcuzlardan gübre ve arpanın davacı 3.kişi tarafından fatura karşılığı alınarak köylülere satmak için işyerinde bulundurulduğu, davacı şirketin petrol istasyonunun hemen yanında borçlunun evi bulunmasına karşın, mahcuzların borçluya ait olduğunun davalı alacaklı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile mahcuzlardan 120 torba kök gübresi ile 3000 kg.arpa üzerindeki haczin kaldırılmasına, 200 torba ithal kömür yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Dava konusu takibin dayanağı olan borç borçlu ile davalı alacaklı arasındaki 13.3.2000 tarihli kredi kartı üyelik
sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, 14.9.2009 tarihli haciz işlemi borçlunun evinin bahçesinde bulunan dava konusu menkuller üzerinde uygulanmıştır. Haciz sırasında borçlunun eşi ve oğlu hazır bulunmaktadır.
Davacı 3.kişi borcun doğumundan sonra haciz uygulanan adreste 01.2.2008 tarihinde şube işyeri açtığı gibi, bu adres borçlunun yaşadığı köy olup, borçluya ödeme emri de bu adreste tebliğ edilmiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre takip borçlusu haczin uygulandığı ve davacı 3.kişinin ticari faaliyette bulunduğu aynı taşınmaz üzerindeki kendisine ait evde ikamet etmekte, borcun doğum tarihi ve sonraki tarihte de davacı 3.kişi ile aynı konuda (akaryakıt ticareti) ticari faaliyette bulunmakta, 2008 yılı ortalarına kadar da bu işle iştigal ettiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, zabıta araştırmasına göre, borçlu haciz tarihi itibariyle haciz uygulanan taşınmaz üzerinde (bu taşınmazın diğer kısımlarında) ve çevresinde çiftçilik işi ile uğraşmakta olup, yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu mahcuzlar (gübre ve arpa) borçlunun evinin bahçesinde haczedilmiş ve çiftçilik faaliyetine ilişkin mallardır.
Bu durumda, İK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği kabul edilmelidir. Davacının sunduğu ve borcun doğumundan sonraki tarihlere ilişkin olup her zaman düzenlenmesi mümkün vergi kaydı, adi nitelikli kira sözleşmesi, fatura vs. gibi belgelerle yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilemez.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, borçlu ve 3.kişi tarafından alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığının kabulü ile tüm mahcuzlar yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulü şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin Alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 25.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.