MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, İzmir 24.İcra Müdürlüğünün 2010/7675 sayılı takip dosyasından yapılan 25.10.2010 tarihli hacizde, davacı 3.kişiye ait işyerindeki malların haczedildiğini, İİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, ödeme emrinin haciz adresinde tebliğ edildiğini, haciz sırasında hazır bulunan davacının işyerinin borçlunun eşi ...'na ait olduğunu belirttiğini, beyanlar arasında çelişki bulunduğunu ve belgelerin her zaman temini mümkün olduğundan haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından hacizli malların davacı 3.kişiye ait olduğunun anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava,İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz 25.10.2010 tarihinde borçluya ödeme emirinin bizzat tebliğ edildiği adreste yapılmıştır. İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır.Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Dosya içerisindeki bilgilerden, haciz adresinin önceden borçlu adresi iken borcun doğumndan sonra borçlunun eşi ... adına işyeri açıldığı,haciz sırasında hazır bulunan 3.kişi işyerinin borçlunun eşine ait olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır.
Haciz tarihinden sonra düzenlenen beyana dayalı olarak tutulan vergi yoklama fişinde ,davacının önce kendi adına işyeri açmak istediğini ancak sanra vazgeçip borçlunun eşi adına işyerinin açıldığı yönünde beyanda bulunması, yine borcun doğumundan sonra vergi kaydı ve resmi olarak ticari kaydı bulunmayan davacı adına fatura düzenlenmesi mülkiyet karinesinin aksini ispata elverişli bilgi ve belge niteliğinde değildir.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde,davacı 3.kişinin mülkiyet karinesinin aksini ispatlamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bilirkişinin ticari defteri dahi bulunmayan davacının işyeri sahibi gibi hareket ettiği yönündeki son derece subjektif değerlendirmeye dayalı olarak düzenlediği rapor dikkate alınarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 1.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy