MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili asıl davada müvekkiline trafik sigortalı olup davalıya ait aracın alkollü sürücünün kullanımında olduğu sırada dava dışı araca çarparak hasar verdiğini, hasar tutarının hak sahibine ödendiğini belirterek sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle hak sahibine ödenen 1.680, 68 TL hasar bedelinin 23.07.2009 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline, birleştirilen davada ise anılan trafik kazasında yaralanan dava dışı ... için ödenen 3.086, 59 TL iş göremezlik ödeneği ile 76, 97 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 3.163,56 TL’nin 13.04.2010 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davada hasım gösterilemeyeceğini belirtip kusura itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
İhbar olunan cevap vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile 1.680,68 TL tazminatın 23.07.2009 tarihinden, 3.163,56 TL tazminatın ise 13.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili ile katılım yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortasına dayalı olarak sigortalı hakkındaki rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın 266. maddesi gereğince ”mahkeme çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” Her halükarda trafik kazası sebebiyle meydana gelen gerçek zarar miktarının tespiti gerekir. Zarar veren taraf gerçek zarardan sorumlu olur.
Somut olayda davacı vekili asıl ve birleştirilen davalarda müvekkiline trafik sigortalı davalı idareye ait aracın dava kendisine ihbar olunan sürücü ...’in yönetimindeyken dava dışı 3. kişiye ait araca çarparak aracın hasarlanmasına ve içindeki yolcunun yaralanmasına sebebiyet verdiğini, olayda zarar gören 3. kişiye 1.680,68 TL hasar bedeli, yaralanan dava dışı ... için 3.086,59 TL iş göremezlik ödeneği ve 76,97 TL tedavi gideri ödendiğini, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması sebebiyle yapılan ödemelerin teminat kapsamı dışında kaldığını belirterek toplam 4.844,24 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı sigortalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece dava dışı zarar gören 3. kişiye ait araçta meydana gelen gerçek zarar miktarı ile olayda yaralanan dava dışı ... için ödenen işgöremezlik tazminatı ile tedavi giderinin tespiti hususunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davacı tarafından talep edilen tazminatın aynen kabulüne karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece araç hasarı, işgöremezlik ödeneği ve tedavi giderinin tespiti konusunda seçilecek uzman bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamı, araç fotoğrafları, ekspertiz raporu, fatura, yaralanan şahıs hakkında düzenlenen tıbbi evraklar, tedavi giderine ilişkin fatura birleşen dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilip irdelenerek 3. kişiye ait araçta meydana gelen gerçek zarar miktarı ile
ödenmesi gereken işgöremezlik ödeneği ve tedavi giderinin tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, tarafların itirazlarını da cevaplandıracak şekilde bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de;
Davacı tarafın tazminat talebinin tamamı kabul edilmesine rağmen sadece avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesi sebebiyle sanki dava kısmen kabul edilmiş gibi (faiz asıl alacağa dahil olmayıp feri nitelikte olduğundan) davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.