MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (alacaklı) vekili, ... 23.İcra Müdürlüğü’nün 2011/1838 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, ... 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/210 sayılı Talimat dosyasında yapılan 17.02.2011 günlü haczin, borçlunun yüklenicisi iken davalı üçüncü kişiye devrettiği inşaatın şantiye sahasında uygulandığını, devir nedeni ile ödeme yapıldığının iddia ve ispat edilemediğini ve hacizde de borçluya ait tabelanın kullanıldığını, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı hareket edildiğini, ayrıca BK’nun 179. maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleştiğini belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı (üçüncü kişi) vekili, üçüncü kişi şirketin haczin yapıldığı şantiye sahasındaki işi takip tarihinden önce borçludan devraldığını, bunun ... İl Özel İdaresi tarafından da onaylandığını, mahcuzların bir kısmının fatura ile alınmış, diğerlerinin ise başka inşaatlardan kalmış demir olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “haczin ... Devlet Hastanesi Ek Binası inşaatı şantiyesinde yapıldığı, yüklenici firma olan borçlu şirketin noterde verilen 10.02.2011 tarihli muvafakatnamesi uyarınca işin üçüncü kişi şirkete devredildiği, bu işlemlerin takip tarihinden önce gerçekleştiği, bu koşullarda alacaklı tarafın ispat yükü altında olduğu, ancak mahcuzların borçluya ait olduğunu kanıtlayamadığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. maddes uyarınca “istihkak iddiasının reddi” davası olarak açılmıştır.
Dava konusu haciz, borçlunun şantiye sahasında yapılmıştır.
İcra takibine konu borç 03.02.2011, 10.02.2011 tarihli çeklerden kaynaklanmaktadır.
Davalı üçüncü kişi borçlunun yüklenicisi olduğu işi, borcun doğumundan sonra 11.02.2011’de devraldığını iddia etmektedir. İki şirket de aynı iş kolunda faaliyet göstermektedir.
Bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İcra Müdürlüğü tarafından İİK’nun 99. maddesinin sehven uygulanması, ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacaktır.
Diğer yandan üçüncü kişi borcun doğumundan sonra düzenlenmiş devir sözleşmesine dayanırken, alacaklı taraf yapılan işlemin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik olduğunu savunmaktadır.
Bu durumda İİK’nun 280/son maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yöntemince araştırılıp muvazaalı devir bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden işin esasına yönelik karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde mahkemece yapılaclak iş, davacı ve borçlu şirketlerin ticari kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırıp, taraflar arasındaki işlemin ticari emtianın önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının saptanması ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu hususlar nazara alınmadan eksik inceleme ile yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 20.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.