MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın trafik kazası sonucunda tam kusurlu olarak müvekkiline çarpması sonucu ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,geçici iş gücü kaybı nedeni ile 1.000,00 TL, kalıcı iş gücü kaybı nedeni ile 5.000,00 TL, tedavi gideri ve bakıcı gideri olarak 500,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.10.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.11.2010 tarihinde verilen ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatını 17.141,76 TL'ye yükselttiğini belirtmiş, bakıcı giderine ilişkin taleplerini takip etmekten vazgeçtiğini bildirmiştir.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulü ile 17.141,76 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline bu bedelin 6.000,00 TL'sine 02.12.2007 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ve 3.500,00 TL manevi tazminatın 02.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan alınıp davacıya veril-
mesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
a) Borçlar Kanununun 47. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda maneviahuzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatınmtutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Borçlar Kanunu 47.maddede belirlenen ilkeler karşısında, davacının yaşı, olayın oluş şekli, özellikleri, davacının %8 oranında malül olması, bir kusurunun bulunmaması ile tarafların ekonomik-sosyal durumları ve paranın satın alma gücüne göre davacı lehine hükmedilen tazminat miktarı azdır. Daha yüksek miktarda bir manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, belirtilen gerekçelerle daha alt seviyede bir miktara karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
b)Davanın konusu, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup; parasal değeri de belirlidir. Mahkemece, davanın esasının çözümlenmesine karşın davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte
bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.12/ilk cümle hükmü gereğince, davacı taraf yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Tarife’nin açık düzenlemesine aykırı bir biçimde maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru değildir. Kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2 a-b) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.