MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasarlandığını, davalıya ihbar yapıldığını, ancak pert araç klozu nedeniyle muafiyet uygulanarak eksik ödeme teklif edildiğini, müvekkilinin poliçe düzenlenirken bilgilendirilmediğini ileri sürerek, 7.682,00 TL.nın avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, poliçedeki özel şart nedeniyle % 25 muafiyet uygulanması gerektiğini ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulü ile 1.807,00 TL.nın 03.4.2010 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-)Dava, kasko sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davanın kabul edilen kısmı yönünden davacı yararına karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT.nin 12/2.maddesi uyarınca tarifenin 2.kısmının 2.bölümünde icra mahkemelerinde
takip edilen davalar için öngörülen 400,00 TL. maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, eksik vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 Sayılı H.M.K.nin geçici 3/2.maddesi delaletiyle, HUMK.nin 438/7.maddesi uyarınca, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının davacı yararına vekalet ücretine ilişkin (3) nolu bendindeki “216,84 TL.” ibaresinin çıkartılarak yerine “400,00 TL.maktu” ibaresinin yazılmasına ve hükmün davacı yararına bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.2.2013 gününde Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Somut uyuşmazlıkta;
Davacının sigorta ettiren, davalının da kasko sigortacısı olduğu ... plakalı aracın, poliçe dönemi içerisinde 18.03.2010 tarihinde geçirdiği kaza sonucu hasar bedelinin ödenmesi istemi ile davalıya yapılan başvuruya "poliçedeki onarılmış araç klozu nedeniyle hasar tazminatından poliçe teminatının %25 oranında tenzil'i muafiyet uygulanacağının bildirilerek" talebin karşılanmadığı, davacının poliçenin bu hükmü ile ilgili bilgilendirilmediği, poliçenin sadece birinci sahifesinin davacıya tevdi edildiği iddiasıyla poliçenin sözü geçen hükmü
dikkate alınmaksızın fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydıyla 7.682,00 TL'nin davalıdan tahsili istemiyle dava açılmış,
Davalı savunmasında, poliçe özel şartlarında daha önce ağır hasar geçirmiş olan araçların hasarlarında %25 oranında muafiyet tenzil'i şartı bulunduğunu, 18.03.2010 tarihinde meydana gelen ekaza sonucunda da muafiyet uygulayarak 1.807,00 TL tahakkuk ettirdiklerini bildirerek davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece "davanın kısmen kabulü ile 1.807,00 TL'nin ....davalıdan tahsiline" karar verilmiş,
Kararın davacı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yerel mahkeme kararı onanmıştır.
Sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.
Dava kasko poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup uyuşmazlık, poliçedeki "onarılmış araç klozu nedeniyle hasar tazminatından poliçe teminatının %25 oranında muafiyet tenzili uygulanacağına" ilişkin şartın geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan mülga TTK.1263 maddesine göre, sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamış ise de, sözleşme yapmaya ehil kişilerin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla sigorta sözleşmesinin kurulacağı kuşkusuzdur. Sözleşmenin yazılı bir belgeye bağlanması ancak ispat açısından önem taşır ve 6100 sayılı HMK.200 (mülga 1086 sayılı HUMK.288) maddesinde düzenlenmiş şekilde ispatı gerekir. Sigortacının TTK.1265 ve 1267 maddeleri uyarınca imzalı bir sigorta poliçesini belli bir süre içerisinde sigortalıya vermesi zorunludur. TTK.1265, 1267 ve 1295/1 maddeleri birlikte incelendiğinde sigorta şirketinin kendileri tarafından imzalanmış bulunan poliçenin bir örneğini sigortalının ikametgahına götürülerek ona vermek, dilerse bir suretini sigortalıya imzalattırarak almakla yükümlü olduğu görülecektir. (Y.11 H.D. 1.3.2010 gün ... E.,2010/22995K., 14.2.2011 gün 2010/2367E., 2011/1489K. sayılı kararları)
5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11/3 maddesinde "sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri tarafından gerek sözleşmenin kurulması, gerekse sözleşmenin devamı sırasında sigorta ettiren, lehtar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususların yönetmelikte düzenleneceği" öngörülmüş,
Anılan yasa hükmüne dayanılarak Hazine Müsteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 5.maddesinde "Sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünün sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere karşı sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceği, bilgilendirmenin yazılı yapılmasının esas olduğu, sigortacının asgari bilgilendirmenin yapıldığını ispatla yükümlü bulunduğu, bilgilendirme yükümlülüğünün sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce başlacağı ve sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde de devam edeceği, sigortacının dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davranmak, sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınmak zorunda bulunduğu",
Yönetmeliğin 7.maddesinde "bilgilendirme yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş, bilgilendirme formu gereği gibi teslim edilmemiş veya bilgiler gerçeğe aykırı düzenlenmiş ise bu hallerden her hangi birinin sigorta ettirenin kararına etkili olmuş ise sigorta ettirenin sigorta sözleşmesini feshedebileceği ve uğradığı zararının tazminini de talep edebileceği",
Yönetmeliğin 8.maddesinde "bilgilendirme formu içeriğinden akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar, sözleşme ile verilen teminatlar, sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler...vs. bulunacağı"
Yönetmeliğin 9.maddesinde "bilgilendirme formunun en az iki nüsha düzenlenerek sigortacı tarafından kaşelenip imzalandıktan sonra bir nüshasının sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye imza karşılığı verileceği, imzanın sigorta ettirenin sigorta sözleşmesi ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu hususunda aksi ispat edilebilir karine teşkil edeceği" öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde;
Davacı kasko poliçesinde yer alan özel şart konusunda hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini, poliçenin ön yüzünün kendisine teslim edildiğini, özel şartın poliçe metnine bilgisi dışında dercedildiğini, bu nedenle poliçe özel şartının geçerli olmadığını, poliçe genel şartları uyarınca zararının tazmininin gerektiğini iddia etmekte,
Davalı ... şirketi ise poliçenin taraflarca düzenlendiğini, özel şartın geçerli bulunduğunu savunmaktadır.
Mülga TTK.1263 maddesi gereğince sigorta akitlerinin şekle tabi akitlerden olmaması, poliçenin sadece tarafların hak ve yükümlülüklerini gösteren bir ispat aracı olması karşısında özel şartın kasko poliçesi kapsamında bulunduğuna ilişkin savunmanın davalı tarafça 6100 sayılı HMK.200 (mülga 1086 sayılı HUMK.288)vd. maddesi uyarınca kesin delillerle ispatlanması gerekir.
Dosyaya mübrez tüm poliçe ve nüshaları davalı ... şirketince ibraz edilmiş olup, davalının iddiasının aksine hiçbir poliçede sigortalı ve sigorta ettirenin imzası bulunmamaktadır.
Özel şartı içeren kasko poliçesinin Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği konusunda sigortalı ve sigorta ettirenin imzalarını içeren bilgilendirme formu da ibraz edilmiş değildir.
Bu durumda ispat külfeti kendisine düşen davalı ... şirketine özel şartın poliçe metninde bulunduğuna ilişkin savunmasını ispat zınmında, davacının imzasını içeren poliçe aslını veya poliçenin yönetmelik hükümlerine uygun düzenlendiğine ilişkin davacının imzasını içeren bilgilendirme formunu ibraz etmesi,
Özel şartın poliçe metninde bulunduğuna ilişkin tüm kesin delillerini sunması,
Gerekirse davalı ... şirketi ile poliçeyi düzenleyen acentenin tüm ticari defter ve kayıtlarında uyuşmazlık konusu özel şartın poliçe metninde bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
Davalının delil listesinde "hertürlü yasal delil"e dayanması nedeniyle davacıya yemin teklifi hakkının hatırlatılması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
(Karşı Oy)
Full & Egal Universal Law Academy