MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın davalı şirkete sigortalı tarafından kiraya verildiğini, kira sözleşmesi devam ederken davalı şirketin iki ay önce aracın çalındığını sigortalıya bildirdiğini, eksper aracılığıyla yapılan inceleme sonucu gerekli muafiyetler düşüldükten sonra 07.03.2011 tarihinde sigortalıya ödemenin yapıldığını, davalı tarafın kira konusu şeyi aldığı şekliyle iade mükellefiyetini yerine getirmediğini belirterek TK 1301 maddesi uyarınca sigortalıya ödenen 16.060,00TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın 05.05.2010'da araç kiralama sözleşmesi ile dava dışı ... ve ...'a kiralandığını, kiralama sözleşmesinin 7/c maddesine göre müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre; davacı sigortacının zararlarını karşılamak üzere sigorta ettirene yönelmekte muhtariyetine, davacının sözleşme gereği davalıdan talep hakkı doğmadığından, davanın reddine karar verilmiş;
hüküm, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamı ve verilen karar içeriği ve mahkemenin gerekçesine göre davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik yapmış olduğu temyiz itirazı açıkça maddi hata olup yanılgının düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden H.M.K.nin geçici 3/2.maddesi delaletiyle, HUMK.nin 438/7.maddesi uyarınca, bozma nedeni yapılmamıştır.
2013/10424-2013/12821
2-Dava, davacı şirkete kasko poliçeli olan aracın çalınması nedeni ile sigortalısına ödenen bedelin davalı şirketten rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece ,araç maliki sigorta ettiren ile davalı kiralama şirketinin yapmış olduğu sözleşmede kiracıya rücu edilemeyeceği hususu kabul edildiğinden davacının ödeme yapmakla davalıya yönelemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; bu husus sözleşmenin tarafı olmayan sigorta şirketine karşı hüküm ifade etmez.
Eldeki davada bir ceza dosyasının varlığından bahsedilmese de,davalının kira sözleşmesine istinaden aracı dava dışı malikten kiraladığı ve yine yapılan başka bir araç kiralama sözleşmesine istinaden aracı dava dışı üçüncü kişilere verdikten sonra aracın şirkete geri dönmediği şeklindeki maddi vakıaya taraflarının itirazının bulunmadığından somut eylem hırsızlık değil, emniyeti suistimaldir. Kasko poliçesi genel şartlarına göre de emniyeti suistimal eylemleri kasko sigortasının konusunu oluşturmaz. O halde ,davacı tarafından sigortalısına teminat dışı bir hususa ilişkin ödeme yapılmıştır. Lütuf ödemesi olarak değerlendirilen bu ödeme nedeniyle rücu talebinde bulunulamayacağı da açıktır.Mahkeme bu hususu değerlendirmeden hatalı gerekçe ile davanın reddine karar vermiştir. Ne var ki sonuç itibariyle verilen karar doğrudur.
SONUÇ; Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili ve davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile kararın gerekçesi yukarıda anlatıldığı şekilde değiştirilerek hükmün 5 nolu bendinde geçen 'davalıdan 'ibaresi kaldırılarak yerine 'davacıdan' ve 'davalıya' ibaresi kaldırılarak yerine 'davacıya' ibaresi yazılmasına ve hükmün bu haliyle davalı taraf yararına bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 25.9.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.