MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sırasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili, davalılardan ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunmadığını ileri sürerek borçlunun davaya konu edilen taşınmazlar hakkında öncelikle ihtiyati hacize ve yargılama sonunda tasarrufların iptali ile taşınmazlar üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece verilen 17.09.2012 tarihli ara karar ile ihtiyati haczin davanın esasına ilişkin olduğu ve yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle talebin reddine, 3. şahıslara devrin engellenmesi amacıyla HMK.nun 389 vd. Maddeleri uyarınca taşınmazlar hakkında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Temyiz konusu, mahkemenin ihtiyati haciz yerine taşınmazlar hakkında 3. kişilere devrin engellenmesi maksadıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesidir.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak
yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu nedenle tasarrufun iptali davalarında ihtiyati tedbir talebinde bulunulsa dahi bu istemin ihtiyati haciz talebi olarak (İİK.md.281) değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra tasarrufun iptali davasının asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği belirgin hale gelmiş olup, 01.07.2012 tarihinden itibaren açılan davalara görevli mahkeme olarak asliye hukuk mahkemesince bakılacağı açıklığa kavuşmuştur. Somut olayda 03.09.2012 tarihinde İİK.nun 277. ve devamı maddelerine dayanılarak eldeki dava açılmış ve İİK.nun 281. maddesi uyarınca ihtiyati haciz talebinde bulunulmuştur. Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedildikten sonra, uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Görev konusu re'sen gözetilecek hususlardan olup, mahkemece verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya uygundur. Ne varki ihtiyati haciz talebinin de görevli mahkemece değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu itibarla kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 01.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy