MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki meslekte çalışma gücü ve meslekte kazanma kaybı oranının tespiti istemine ilişkin davada Manavgat İş Mahkemesi ve Antalya 1. İş Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, davacının meslekte çalışma gücü ve meslekte kazanma kaybı oranının tespiti istemine ilişkindir.
Manavgat İş Mahkemesince, 5521 sayılı İş Mahkemesi Kanunu'nun 5. maddesi gereğince dava konusu olaya ilişkin işlemin SGK Antalya Şubesince yapıldığı gerekçesiyle yetkisizlik yönünde hüküm kurmuştur.
Antalya 1. İş Mahkemesi ise, 5521 sayılı Yasa'nın 5. maddesinin uygulanamayacağını, 15. maddesine göre bu yasada açıklık bulunmayan hususlarda HMK hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiği, HMK 116. maddesinde yetki itirazının ilk itiraz olarak düzenlendiği, daalının süresi içerisinde yetki itirazında bulunmadığı ve davalı kurumun Manavgat'ta şubesinin bulunduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
Dava hukuki nitelikçe “Tespit” istemine ilişkindir. 5510 sayılı Kanunun 101. maddesi hükmü gereği davanın görülmesinde iş mahkemeleri görevli kılınmış olup, maddede yetki yönünden açık bir hüküm bulunmamasından ötürü, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesi gereğince, dava olunanın ikametgahı mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Yine, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 15. maddesinde "Bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır" düzenlemesi uyarınca yetki konusunun 6100 sayılı Kanunun 6 ve 14. (1086 sayılı Kanun 9 ve 17) maddeleri uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir. Sözü edilen Kanunun 9. maddesinde; her davanın, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça açıldığı tarihte davalının Türk Medeni Kanunu gereğince yerleşim yeri sayılan yer mahkemesinde görüleceği hüküm altına alındığı gibi, 17. maddesinde; gerçek veya tüzel bir kişinin birden çok yerde şubelerinin bulunması durumunda o şubenin işlemlerinden dolayı, iflas davası ayrık olmak üzere anılan şubenin bulunduğu yerde de dava açılabileceği yönünde düzenleme yapılmıştır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. maddesine göre de iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. HUMK’nun 478. maddesi uyarınca sözlü usulde ilk itirazların en geç, ilk oturumda esasa girmeden önce ileri sürülmesi gerekir. Kesin ve hak düşürücü nitelikteki bu sürenin hâkim tarafından re'sen dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, davanın Manavgat İş Mahkemesinde 09.10.2012 tarihinde açıldığı, davalı vekilinin 12.12.2012 havale tarihli dilekçesi ile cevap dilekçesini sunduğu, yetkiye ilişkin her hangi bir itirazda bulunmadığı, 17.01.2013 tarihli 1. oturumda cevap dilekçesini tekrar ettiği anlaşılmaktadır.
Manavgat İş Mahkemesince her ne kadar dosya Antalya 1. İş Mahkemesine gönderilmişse de, açıklandığı üzere davalı tarafça süresinde yetki itirazında bulunulmadığı anlaşılmıştır. Kesin yetki kuralı bulunmaması nedeniyle mahkemece re'sen yetkisizlik kararı da verilemeyeceğinden, uyuşmazlığın, davanın ilk açıldığı Manavgat İş Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 21, 22 ve 23. (HUMK’nın 25. ve 26.) maddeleri gereğince Manavgat İş Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 10.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy