Davacı 3.kişi ... Mak. ve Yed. Par. San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı alacaklı Halk Bankası AŞ. aralarındaki dava hakkında Bursa 6.İcra Hukuk Mahkemesinden verilen 26.4.2011 gün ve 2011/194-289 sayılı hükmün Dairenin 24.9.2012 gün ve 2012/7045-9929 sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davalı alacaklı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı 3.kişi vekili, Bursa 12.İcra Müdürlüğünün 2009/1247 Esas sayılı dosyasından haczedilen malların davacı şirkete ait olduğu ve alacaklı lehine verilen rehin kapsamı dışında bulunduğunu belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı, haksız açılan davanın reddini savunmuştur,
Mahkemenin, davanın kabulüne ilişkin karar Dairemizin 24.09.2012 tarih 2011/7045 Esas ve 2012/9999 Karar sayılı ilamı ile borçlunun iflasına karar verildiğinden kararın kesinleşen sonucuna göre davanın konusunun kalıp kalmayacağı değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, davalı alacaklı vekili tarafından anılan bozma kararının hatalı olduğu gerekçesi ile karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyanın yeniden yapılan incelemesi sonucunda:
Dava dayanağı takip, İİK'nun 145 ve devamı maddelerine göre rehinin paraya çevrilmesi yolu ile yapılmıştır. Her nekadar takip borçlusu yargılama sırasında iflas etmiş ise de, İİK'nun 193/4.fıkrası gereği iflas kararı rehinli bulunan malların icra yolu ile takibine ve satışına engel teşkil etmeyecektir. Rehin kapsamındaki malların satışından sonra elde edilen gelirden rehin tutarı öncelikle ödenip artan kalır ise, kalan kısım masaya verilecektir. Bu nedenlerle somut olayda İİK'nun193/2. maddesinin uygulama imkanı bulunmadığından, daire kararındaki bu yöndeki tesbit hatalı olmuştur.
Ancak, olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi hakime aittir. Bir uyuşmazlıkta maddi olayın taraflarca yanlış nitelendirilmesi kendilerini ve hakimi bağlamaz. Hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.
H.U.M.K’nun 76.maddesinin kapsadığı bu ilke ışığında uyuşmazlığın 3.kişinin istihkak davasına ilişkin olduğunun kabulü ile İİK’nun 97/11.maddesi hükmünce genel hükümler ve basit yargılama usulü uygulanarak duruşma açılması tarafların delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Somut olayda davacı nisbi ilam harcı ödeyerek dava açtığı, taraflara duruşma günü verilerek delillerin toplanmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, duruşma açılıp taraf delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken dosya üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu durumda, Dairemizin bozma ilamının gerekçesinin maddi yanılgıya dayalı olduğu anlaşıldığıdan karar düzeltim isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının değişik bu gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile 26.04.2011 tarihli mahkeme kararının BOZULMASINA 11.06.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy