MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın davalı idarenin bakım ve sorumluluğunda olan rögar kapağının sebebiyet verdiği trafik kazasında hasarlandığını, hasar bedelinin davacı tarafından ödendiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 46.425,00 TL.nın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 24.606,00 TL. tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarıyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dava, TTK.nun 1301.maddesine göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Olaya ilişkin olarak düzenlenen 20.7.2010 tarihli trafik kazası tespit tutanağında, davacıya sigortalı aracın arka sağ tekerinin davalıya ait açık rögar kapağına çarpması sonucu kontrolden çıktığı ve bu şekilde sola yönelerek sol arkasından gelen dava dışı araçla çarpıştığı belirtilerek kapaktan sorumlu kuruluşun olayda asli kusurlu olduğu, dava
dışı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, sigortalı araç sürücüsünün ise tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 25.6.2012 tarihli bilirkişi raporunda, özet olarak, kazaya neden olan rögar kapağının açık bırakılması sebebiyle davalının % 40 oranında, sigortalı sürücünün ise % 60 oranında kusurlu bulundukları ifade edilmiştir. Mahkemece, kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında kusur oranları yönünden meydana gelen çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmuştur.
O halde, tarafların olaydaki kusur durumlarının belirlenmesi için dosyanın mahkemece İTÜ gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile olayın oluş şekli itibariyle, kaza tespit tutanağı, mevcut bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte irdelenerek tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alındıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
3-) Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına ve kabule göre; dava dilekçesinde rücuya konu zarar miktarının 61.925,21 TL. olduğu belirtilip fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 46.425,00 TL. alacak için davalı tarafın tam kusurlu olduğu iddiasıyla dava açılmış olmasına karşın, yargılama sırasında talep ıslah edilmediğinden, buna göre, mahkemece dava dilekçesinde talep edilen meblağ üzerinden kusur indirimi yapılması gerekirken, bilirkişi raporunda belirtilen miktar üzerinden indirim yapılması sonucu davalı aleyhine fazla tazminata karar verilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 13.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.