MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, trafik sigortası bulunmayan aracın yaya müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin yaralanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak çalışma gücü kaybı nedeniyle 1.000,00.-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiş, talebini ıslah dilekçesi ile arttırmıştır.
Davalı Güvence Hesabı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; dava dışı sürücünün % 75 oranında kusurlu olduğu ve davacının % 25 oranında sürekli çalışma gücü kaybının olduğu kabul edilerek, 19.067,98.-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 13.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava Borçlar Kanunu'nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK m. 54) gereğince bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince ihdas edilen Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 15. maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte Hesabın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Açıklanan bu ilke ve alacağı doğuran sebebin esasen haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, ıslah ile istenilen tazminat için de, aynı tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanması gerekir. Zira, davalı Güvence Hesabı ile davacı arasındaki hukuki ilişkin sözleşme ilişkisi değildir. Borcun nedeni haksız eylemdir. Yukarıda anılan hükümlere göre davalı Güvence Hesabı bakımından temerrüt faizinin başlangıcını oluşturan ihbar yükümlülüğünde esas olan, zarar miktarı değil, kazanın ihbar edilmesidir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek Hesabın sorumluluğundadır. Bu itibarla, Hesaba başvuru yapılması veya dava açılmasıyla, kaza, davalı Güvence Hesabı'na ihbar edilmiş olacağından, anılan hükümlerde öngörülen koşullar yerine getirilmiş olacaktır. O halde mahkemece dosya kapsamından davacı tarafından dava tarihinden önce davalı Güvence Hesabına ihbarda bulunulduğuna ilişkin iddia ve delil ortaya konulmamış olmasına göre dava tarihinde temerrüt gerçekleştiği kabul edilerek, davalı Güvence Hesabı yönünden dava tarihinden itibaren faizin işletilmesi yönünde karar verilmesi gerekirken ıslah edilen miktara ıslah tarihinden faiz işletilmesi doğru değil bozma nedeni ise de, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3/II. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HMUK'nin 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1. bendindeki “dava dilekçesinde talep edilen 750,00.-TL’lik kısım yönünden davalıya tebliğ tarihi olan 05.06.2012 tarihine 8 iş günü eklenerek 14.06.2012, ıslah edilen miktara 29.04.2013 tarihine 8 iş günü eklenerek 13.05.2013 tarihinden yasal faizi ile toplam 19.067,98.-TL’nin davalıdan tahsiline” ibaresinin çıkartılarak yerine “çalışma gücü kaybı nedeniyle 19.067,98.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu hali ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 06.11.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy