MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı sigorta şirketine kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasara uğradığını, acente olan diğer davalı bankanın ödenen primleri sigorta şirketinin hesabına aktarmadığını ve ihtara rağmen müvekkiline sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 23.600,00 TL. nın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, poliçe priminin kaza tarihinden sonra ödendiğini, davacının iyiniyetli olmadığını, olayda ispat yükünün davacıda olduğunu, talep miktarının fahiş olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı banka vekili, davanın husumet yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalı ... Sigorta hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 19.600,00 TL.nın 07.12.2006 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer davalı banka (acente) hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiş; hüküm, davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2013/12547
2013/12248
1-Sigorta poliçesinde ... A.Ş. Çorlu Şubesinin dain ve mürtehin olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
TTK.nın 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir.
Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan banka şubesi 15.6.2010 tarihli yazısı ile “borçlu/davacı şirket hakkında banka alacağının tahsilini temin için icra takibi yürütüldüğü, bu nedenle, bankanın dain mürtehin sıfatına halel gelmemek kaydıyla, davaya muvafakat ettikleri” şeklinde şartlı muvafakat vermiştir. Bu durumda, mahkemece davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Sigorta AŞ'ye geri verilmesine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 16.9.2013 gününde üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta, davacının sigorta ettireni, davalı ... Sigorta Şirketi'nin de kasko sigortacısı olduğu 59 UF 009 plaka sayılı aracın hasarlanması nedeniyle fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak 23.600,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açılmış,
2013/12547
2013/12248
Davalı davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece "davanın kısmen kabulü ile 19,600,00 TL.nin 7.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ..." karar verilmiş,
Kararın yasal sürede davalı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "1-Dain ve mürtehin sıfatı bulunan banka şubesi 15.6.2010 tarihli yazısı ile "borçlu-davacı şirket hakkında banka alacağının tahsilini temin için icra takibi yürütüldüğü, bu nedenle bankanın dain mürtehin sıfatına halel gelmemek kaydıyla davayı muvafakat ettikleri" şeklinde şartlı muvafakat vermiştir. Bu durumda mahkemece davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken..., 2-Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir" gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.
4721 Sayılı TMK'nın Taşınır Rehni Başlıklı 940/2 maddesi "Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde zilyetlik devredilmeden de taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabileceği, rehin kurulmasına ilişkin diğer hususların tüzükle belirleneceği",
Yine aynı Yasanın taşınmaz rehni bölümünde yer alan Sigorta Tazminatı Üzerindeki Hak Başlıklı 879.maddesi "Muaccel olan sigorta tazminatının malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızası ile ödenebileceği..",
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK 1269 maddesi "Bir malı muayyen rizikolara karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malikin, malikin adi veya rehin alacaklısının, malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan acente, kiracı, komisyoncu ve diğer kimselerin malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların kanuni temsilcilerinin bu menfaati sigorta ettirebilecekleri",
Mülga TTK 1270 maddesie "Bir kimsenin diğer bir kimsenin nam ve hesabına dahi sigorta akdedebileceği, şu kadar ki o kimsenin nam ve hesabına hareket ettiği kimseyi temsile selahiyetli değilse sigorta priminden dolayı bizzat mesul olacağı..",
2013/12547
2013/12248
Temyiz inceleme tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 1456 maddeside "1-Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki malike ait menfeat sigortalandığı takdirde kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkının sigorta tazminatı üzerinde de devam edeceği, 2-Sigortacıya mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça sigortacının sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemeyeceği, ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek bulunmadığı.." hükmünü taşımaktadır.
Gerek Yüksek 11.Hukuk Dairesi'nin ve gerekse Dairemizin istikrar kazanan kararlarında rehin alacaklısının davaya muvafakat etmemesi veya rehin alacağının ödenmemesi hali dava ön şartı olarak değerlendirilerek bu halde davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerektiği kabul edilmekte ise de tarafımızca bu görüşe itibar edilmemektedir.
Zira 4721 Sayılı TMK 940/2 maddesine dayanılarak tesis edilen ve sicile kaydedilen menkul rehninde kıyasen uygulanması gereken TMK 879.maddesi ve temyiz incelemesi sırasında yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK 1456/1,2 maddesinde de açıkça öngörüldüğü üzere rehin alacaklısının muvafakatının bulunmaması sadece sigorta tazminatının sigorta ettirene ödenmesine engel teşkil etmektedir. Sigorta ilişkisinin tarafı bulunan, sigortalı aracı hasarlanan davacının Kasko Poliçesi Genel Şartları kapsımında aracındaki hasar bedelini talep etmesinde, sadece ödemeye ilişkin anılan yasa hükümlerinin dava önşartı olarak değerlendirilmesi, davacınında, rehin alacaklısının da hakkına kavuşmasını engelleyici davalı sigorta şirketini haksız zenginleştirici bir sonuç doğurduğu gibi anılan yasa hükümlerine de açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Bu durumda, dava dışı İş Bankası Çorlu Şubesinin rehin alacağı nedeniyle davalı sigorta şirketinin sigorta bedelini davacı sigortalıya ödemesi sırasında öncelikle rehin alacağını ödemesi varsa artan kısmın ise sigortalıya ödenmesi gerekmektedir.
Bu halde davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.