MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı davalıya ait aracın dava dışı üçüncü şahsın aracına çarparak zarar verdiğini, zarar tutarının anılan aracın hak sahibine ödendiğini belirtip, kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle hasar tutarı olarak ödenen 5.750,00 TL’nin 28.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile 2.900,00 TL’nin 28.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal ve ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava zorunlu mali sorumluluk sigortacısı tarafından dava dışı zarar görenlere ödenen tazminatın davalı sigortalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde de; tazminatı gerektirir olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalıya ait sigortalı araç sürücüsünün % 50, kazaya karışan dava dışı karşı araç sürücüsünün de % 50 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Davalıya ait araç sürücüsü olay sırasında alkollüdür. Ancak bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde her iki sürücünün kural ihlalinin etkili olduğu belirlenerek her iki sürücüye kusur verilmiş olmakla olay kusur olgusuna dayandırılmıştır. Açıklanan nedenlerle kazanın meydana gelmesinde diğer araç sürücüsünün de kusurlu olması nedeniyle, davalının aldığı alkolün kazaya münhasıran etkili olduğu kabul edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 04.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.