MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, tek taraflı kaza sonucu hasarlanarak pert total olduğunu, davalı ... şirketinin sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu ileri sürerek hasar bedelini ödemediğini belirterek 26.500,00 TL hasar bedeli ile 320,00 TL tespit giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle hasarın teminat dışı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği, bu nedenle hasarın teminat dışı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TC Anayasası'nın 36/1 maddesinde "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" hükmü düzenlenmiştir. Yargılamanın yasalara usule uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin
2013/13713
2013/12266
eksiksiz olarak toplanıp tartışılması ve değerlendirilmesi ile mümkündür. Somut olayda, mahkemece kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davacı vekili yargılama aşamasında aksi iddialarda bulunarak 07/10/2011 tarihli dilekçe ile tanıklarının isimlerini ve adreslerini bildirmiştir. Hal böyleyken, davacı tanıkları dinlenmeden karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece, davacı tarafça bildirilen tanıkların usulüne uygun olarak dinlenilmesi daha sonra gerektiğinde bilirkişi kurulundan ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davalının savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde yargılama yapılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.9.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.