MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görev yönünden usulden reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete ... Sağlık Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan dava dışı ...'nun dava dışı işleten şirkete ait araç içinde yolcu olarak seyahat ettiği sırada meydana gelen tek taraflı trafik kazasında yaralandığını, yaralanan sigortalının hastane tedavi giderlerinin davacı tarafından karşılandığını, 6111 Sayılı Yasa ile değişik 2918 Sayılı Yasa'nın 98. maddesi uyarınca anılan tedavi giderinden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 10.040,11 TL. nın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu; davanın görev yönünden usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 1301.maddesine (6102 Sayılı TTK'nun 1472/1.md.) göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
1086 Sayılı HUMK'nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK'nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.
Somut olayda, mahkemece 12.6.2013 tarihli kısa kararda dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Sosyal Güvenlik İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş ve hükmün gerekçe kısmında da bu yöne değinilmiş iken, hüküm kısmında dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmektedir.
O halde, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki bu çelişkili taraflar yönünden şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte olduğundan ve bu yön yukarıda açıklanan yasa maddelerine açık bir aykırılık oluşturduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre bu aşamada diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 31.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.