MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili; müvekkiline ait davalı nezdinde birleşik kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın Irak'ta kaza yaparak devrildiğini, kaza neticesinde araçta hasar meydana geldiğini, kazanın ardından ... Polis Genel Müdürlüğü ... Polis karakolu tarafından kaza mahallinde yapılan keşif sonucu 07.01.2011 tarihinde meydana gelen kazada aracın hasarlarının rapor edildiğini, hasarın teminat kapsamında kaldığını belirterek oluşan 121.105,00 TL zararın davalıdan olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalının hasar sonrası yükümlülüklerine aykırı davrandığını, tazminat talebinin fazla olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından rizikonun gerçekleştiğine ilişkin doğru ihbar mükellefiyetini, kasten yada iyi niyet kurullarına açıkça aykırı olarak yerine getirmediği, kazanın 07.01.2011 tarihinde gerçekleştiği hususunun ispat külfetinin davacı sigortalıya geçmiş olup, bu hususun şüpheden uzak şekilde kanıtlanamamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine iişkindir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesi, niteliği itibariyle bir sigorta sözleşmesidir. Sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamında, gerekse
rizikonun gerçekleşmesi aşamasında ihbar yükümlülüğü bakımından iyi niyete dayalı sözleşme türlerindendir. Sigortalı, sigorta bedelini talep edebilmek için, rizikonun sigorta teminatının başlamasından sonra gerçekleştiğini ve rizikonun gerçekleştiği anda dahi sigorta teminatının devam ettiğini ispat etmek zorundadır. Buna göre, TTK.'nun 1281/2. maddesi uyarınca, sigortacı gerçekleşen rizikonun istisna edilen rizikolardan olduğunu ispat olanağına sahip olacaktır. TTK.'nun 1281 ve 1282/1. maddelerinde ispat yükü ve kapsamına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Anılan yasanın 1281. maddesinde; hükmü düzenlenmiş olup; 1282/1. maddesinde de; hükmü yer almaktadır. TTK. nun başlığını taşıyan 1292. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi; Anılan maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi ise; hükmünü içermektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigorta ettiren, ....'nın B.1.5. maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu, sanki bu oluşan riziko, teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer. Sonuç olarak; TTK.'nun 1281. maddesi uyarınca kural olarak, rizikonun teminat dışı kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir. TTK.'nun 1281. maddesinde öngörülen kural, rizikonun iyi niyet kurallarına uygun olarak ihbar edildiği hallerde geçerlidir. TTK.'nun 1292. maddesi gereğince, sigortalının rizikoyu kasten ihbar etmediğini sigortacı ispat etmelidir. Sigortalı, TTK.'nun 1292/3. maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair ihbarı süresinde yapmış olmakla birlikte; iyi niyet kurallarına
aykırı biçimde olayın gerçekleşme şekli yanlış bildirilmiş ve TMK.'nun 2. maddesi uyarınca hakim, sigorta ettirenin kötü niyetini dosyadaki delil ve emarelerden tespit etmiş ise, bu durumda sigortacıya ispat külfeti yüklenmemelidir. Bu halde ispat külfeti, sigortalıya ait olmalı ve meydana gelen rizikonun teminat içinde kaldığı hususu sigortalı tarafından ispat edilmelidir. Bu varılan sonuç, hem yasa koyucunun amacına hem de tarafların menfaatler dengesine uygun olacaktır
TTK. nun 1292. maddesine göre sigortalının rizikoyu 5 gün içinde sigortacıya ihbar etmesi gerekmektedir. Rizikonun bu süre içinde ihbar edilmemesi durumunda ne gibi bir yaptırımın söz konusu olduğu hakkında açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, anılan maddenin son fıkrasında ihbarın kasten yapılmaması hali sigorta haklarının zayiine, kusura bağlı olarak yerine getirilmemesi ise kusurun ağırlığına göre sigorta tazminatında indirim yapılması gerektiği belirtilmiştir. Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının B.1.1 maddesinde öngörülen (5) günlük ihbar süresi hak düşürücü süre değildir.
Somut olayda, Irak makamlarınca tutulan 04.04.2011 tarihli tutanağa göre kazanın 07.01.2011 tarihinde gerçekleştiği sabit olup, bu tutanağın aksi davalı ... şirketi tarafından ispatlanamamıştır. Özellikle sigorta ettirenin kastının bulunmaması halinde, davacı tarafından ihbarın süresinde yapılmamış olması tek başına hasar bedelinin ödenmesine engel teşkil etmeyecektir. TTK'nın 1292. maddesi gereğince ihbarın kasıtlı olarak geç yapıldığı kanıtlandığı takdirde davalı sigortacı ödemeden kaçınabilir. Aksi halde geç ihbar nedeni ile zararda bir artış meydana gelir ve bu husus da ispatlanırsa davalı sigortacı artan zarardan sorumlu olmayacaktır. Mahkemece bu kapsamda davacının zarar talebi hakkında değerlendirme yapılması gerekirken yanlış gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 02.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy