MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı Takip dosyasında yapılan 30.12.2009 günlü haciz tutanağının 11–28. sırasındaki 5.750,00.-TL değerindeki menkulün üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, davacının haczin yapıldığı 6 numaralı bölümde borcun doğumundan çok önce 01.10.2000’den itibaren alt kiracı olarak faaliyet gösterdiğini, kira borcunun düzenli olarak ödendiğini, borçlu ile davacı şirketlerin ortakları ile yetkililerinin aynı kişiler olduğunu, ancak farklı alanlarda faaliyet gösterdiklerini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı şirket yetkilisinin borçlu ile birlikte toplam 6 şirketin de sahibi ve yetkilisi olduğunu, hepsinin aynı yerde iç içe faaliyet gösterdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin ödeme emrinin de tebliğ edildiği, borçlu şirketin ticaret sicil kaydında gözüken adresinde yapıldığı, bu sırada hazır bulunan borçlu şirket yetkilisinin gidilen binanın 4. katının üçüncü kişi şirkete alt kiraya verildiğini, 3. katın ise
borçluya ait olduğunu belirttiği, hacizden sonra şirket merkezinin buradan taşındığı, bu koşullarda alt kira ilişkisine itibar edilmediği“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, üçüncü kişinin İİK’nnu 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre; davacı üçüncü kişi şirketin 30.10.2009 tarihli kararla tasfiyeye girdiği ve hükümden önce 08.12.2010’da tasfiyenin tamamlandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda tüzel kişiliği ortadan kalkan davacı şirketin TTK’nun ilgili hükümleri uyarınca ihyasının sağlanarak öncelikle taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Bu yapılmadan işin esasına yönelik karar verilmesi hatalı olmuştur.
2-Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 08.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy