MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Antalya 6.İcra Müdürlüğü'nün 2010/5151 Talimat sayılı takip dosyasından 8.12.2010 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, haczin müvekkilinin işyerinde yapıldığını, borçlunun bu işyerinde sigortalı olarak çalıştığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczin borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste yapıldığını, davacı ve borçlunun kardeş olduklarını, istihkak iddiasının muvazaaya dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacı ve borçlunun aynı işhanında farklı işyerlerini işlettikleri, haczin davacıya ait işyerinde yapıldığı, mülkiyet karinesinin 3.kişi yararına olduğu, aksinin davalı alacaklı tarafından ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK'nin 96 vd maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak istemine ilişkindir.
Dava konusu haciz 8.12.2010 tarihinde ... adresinde davacı 3.kişi ... huzurunda yapılmıştır. İİK'nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi 3.kişi yararınadır. Bu yasal karine aksinin davalı alacaklı her türlü delille ispat edebilir.
Dava konusu hacizden önce, aynı alışveriş merkez (AVM)'nin 33.numarasında 25.10.2010 tarihinde yapılan hacizde de davacı 3.kişi hazır bulunmuş, işyerinin annesi ...'e ait olduğunu ileri sürmüş vergi levhası sunmuştur. Bununla birlikte mahalde 20.10.2010 tarihli borçluya ait sipariş fişleri bulunmuştur. Yine borçluya (işçisine) 23.11.2010 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrinin aynı işyerinin 29.numarasında tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davacı 3.kişi ile borçlu ağabey-kardeş olup davacının dayandığı belgelerin borcun doğumundan sonraki tarihi taşıdığı davacı 3.kişinin 25.10.2010 günlü haczin yapıldığı gün dava konusu haczin yapıldığı adresi kiraladığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular hep birlikte değerlendirildiğinde davacı 3.kişi ile borçlu arasında muvazaalı ilişki bulunduğu haciz uygulanan işyerinin resmi kaydının alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla davacı 3.kişi üzerine yapıldığı ortadadır. Adi nitelikteki kira sözleşmesi, başka delillerle desteklenmeyen vergi kaydı tek başına işyerinin ve hacizli malların davacıya ait olduğunu göstermez. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 28.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy