MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın tek taraflı kaza sonucunda pert olduğunu, aracın sigorta bedeli 95.000 TL olduğu halde, davalı tarafın müvekkiline piyasa değerinin altında 70.000 TL araç bedeli ödediğini, müvekkilinin ekonomik sıkıntıları nedeniyle bunu kabul edip ibraname imzalandığını ancak aynı gün noterden ihtar göndererek fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu bildirdiğini belirterek şimdilik müvekkiline ödenen 70.000 TL'nın kaza tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş avans faizi için 100 TL, bakiye araç piyasa bedeli ve bunun için işlemiş avans faizi için 100 TL ve ödeme poliçe bedelinin altında olduğundan yapılacak tespite göre fark prim alacağının davalıdan tahsilini talep etmiş; 19.9.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini artırarak toplam 10.000 TL bakiye araç bedeli, ödenen 70.000 TL için işlemiş 2.661,92 TL faiz 210,63 TL prim farkı alacağının avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı aracının ağır hasarlı olması sebebiyle pert-total işlemi yapıldığını, olay tarihindeki 2.el piyasa değeri 66.000 TL olduğu halde, 4.000 TL fazlasıyla, davacıya 70.000 TL ödendiğini, davacının müvekkilini kayıtsız şartsız ibra ettiğini, bundan sonra artık bakiye zarar talep edemeyeceğini, faiz taleplerinin
haksız olduğunu, poliçedeki sigorta bedelinin, devlet tarafından belirlenen kasko değer listesine göre yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne 12.872,55 TL tazminatın (10.000 TL bakiye araç bedeli, 2.661,92 TL işlemiş faiz, 210,63 TL prim farkı olmak üzere) davalıdan tahsiline, bunun ana paraya ilişkin olan 100 TL'sına 13.9.2010 dava tarihinden, ana para ve prim alacağına ilişkin (9.900+210,63 TL) 10.110,63 TL'sına 19.9.2011 ıslah tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak davacı sigortalı tarafından, davacı kasko sigortası şirketi aleyhine açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmesiyle mülga olan 1086 Sayılı HUMK'nın 193/2, 3 ve 4.bentleri gereğince, "Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur. Her iki halde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren 10 gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kağıdı tebliğ ettirilmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır."
Somut olayda, dava 1086 Sayılı HUMK'nın yürürlükte olduğu 13.09.2010 tarihinde, Ankara 5.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1986 Esas sayılı dosyasında, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava şeklinde açılmıştır. Bilirkişi kurulu raporunun ibrazından sonra davacı vekili, talebini, ıslahla artırarak toplam 12.872,55 TL'nın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Bunun üzerine Ankara 5.Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 19.9.2011 tarih, 2010/1986-2011/1913 sayılı karar ile mahkemenin görevsizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde görevli Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; bu karar davacı vekiline 14.10.2011, davalı vekiline 17.10.2011 tarihinde tebliğ edilmiş; taraflarca temyiz edilmeyerek 25.10.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için talepte bulunması gereken 10 günlük süreyi geçirerek Ankara 5.Sulh Hukuk Mahkemesine verdiği 17.11.2011 havale tarihli dilekçesi ile dosyanın görevli Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir. Davacı veki-
linin işbu talebi üzerine, dosya görevli mahkemeye gönderilmiş; ve Ankara 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/505 Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edilmiş ve işin esası hakkında hüküm kurulmuştur. Görevsizlik kararının verildiği tarih itibariyle dahi yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nin 193.maddesinde öngörülen 10 günlük süre hak düşürücü sürelerden olup, mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece HUMK'nin 193/son maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre davalı ... şirketi vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'ye geri verilmesine 18.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.