MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, dava dışı ...,... Oto Nak. İnş. Tur. Eğt. Tıb. Mal. Teks. Ür. Ltd. Şti. ve ... Oto. Nak. İnş. Tur. Teks. Ltd. Şti. hakkında vergi denetmenleri tarafından düzenlenen raporlarda adı geçen vergi mükellefleri tarafından davalılara muvazaalı olarak verilen vekaletnamelerin vergi alacağının bu davalılardan tahsili amacıyla 6183 sayılı Yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davalılara verilen vekaletnamenin muvazaalı olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Aynı Yasanın 27. maddesinde, ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yapılan bağışlamalar ve ivazsız tasarrufların hükümsüz olduğu, 28. maddesinde, üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan hısımlariyle, eşler ve ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sıhri hısımlar arasında yapılan ivazlı tasarrufların, kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin ve borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartiyle irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitlerin bağışlama niteliğinde olduğu, 29. maddesinde borçlunun teminat göstermeyi evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinlerin, borca karşılık para veya mütat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemelerin, vadesi gelmemiş bir borç için yapılan ödemelerin hükümsüz olduğu, 30. maddesinde ise borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadiyle borçlu tarafından yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazımgelen kimselerle yapılan bütün muamelelerin tarihleri ne olursa olsun hükümsüz olduğu belirtilmiş, yine aynı yasanın değişik 35. maddesinde, Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları, Mükerrer 35. maddeye göre ise, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanacağı, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı, temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilecekleri, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları, kanuni temsilcilerin
sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı öngörülmüştür. Somut olayda davacı taraf dava dışı borçlu ... Petrol Oto Nak. İnş. Tur. Eğt. Tıb. Mal. Teks. Ür. Ltd. Şti. ve ...Petrol Oto. Nak. İnş. Tur. Teks. Ltd. Şti. tarafından davalılara verilen genel vekaletnamelerin iptali istenilmiştir. Ancak verilen vekaletnamelerin yukarda açıklanan Yasa maddeleri kapsamına giren ve iptali gereken tasarruf işlemi niteliğinde olmadığı, borçlunun mal varlığında her hangi bir eksilme olup olmadığının ileri sürülmediği, davacı tarafın kamu alacağını borçlu ve borçlu ile işlemde bulunan kişiler ile şirket ortak ve yöneticilerinden koşulların oluşması halinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununda öngörülen usuller çerçevesinde icra takibi yapmak suretiyle tahsil edebileceğinden, borçlular tarafından verilen vekaletnamenin iptali istemine ilişkin davanın kabulü doğru değildir. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 28.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy