MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında, Hakem Heyetince verilen 04/10/2013 gün 2013/2122.33 Esas ve 2013/1992 Karar sayılı kararın, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya trafik sigortalı aracın, müvekkilinin sürücüsü olduğu mobilete çarparak müvekkilinin yaralanmasına neden olduğunu, müvekkilinin malul kaldığını, davalı tarafça müvekkiline yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklık kalmak üzere 40.050,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının başvurusu üzerine hasar dosyası açıldığını, yapılan aktüer hesabına göre davacıya tazminatın ödendiğini, sorumluluklarının kalmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; talebin kısmen kabulü ile 35.963,92 TL'nin 03/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 12. fıkrası “Uyuşmazlığa düşen taraflar arasında, açık ve yazılı şekilde yapılması gereken sözleşme ile daha yüksek bir tutar belirlenmemişse, hakemin verdiği kırk bin Türk Lirasına kadar olan kararlar her iki taraf için kesindir. Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki kararlar için temyize gidilebilir” hükmünü içermektedir.
Davacı taraf fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğundan davacı yönünden temyiz yolu açık ise de davalı yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri
hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde ve özellikle, davacı tarafın davalıya ihtarname göndererek ödeme yapılması için süre vermiş olması gözetildiğinde daha önceki kısmi ödeme tarihinin değil anılan ihtarname esas alınarak temerrüt tarihinin belirlenmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Davacı vekilince temerrüt faizi olarak avans faizi istenilmiş, ancak mahkemece yasal faize hükmedilmiştir. Oysa, zarara neden olan otobüs ticari araç olup temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Hakem Heyeti Kararı'nın sonuç kısmı (a) bendindeki “yasal” ibaresinin karardan çıkarılarak yerine “avans” ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 17.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.