MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların trafik sigortacısı, malik ve sürücüsü olduğu aracın 19/01/2006 tarihli kazada müvekkiline ait araca çarparak hasar verdiğini, müvekkilinin aracında 3.500 TL hasar meydana geldiğini ileri sürerek, şimdilik 3.500 TL’nin olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, kazanın gerçek olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, trafik kazasının 19/01/2006 tarihinde meydana geldiği, davanın açıldığı 24/08/2009 tarihinde iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın tahsiline ilişkindir.
Yargılamada davalı ... vekili süresinde sunmuş olduğu davaya cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuş, diğer davalı ... ise savunmasında zamanaşımı def’inde bulunmamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda KTK'nun 109/1.maddesine göre zamanaşımı süresinin kaza tarihinden itibaren 2 yıl olduğu, zamanaşımının dolduğu belirtilerek davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Maddi hukuka dayanan savunma vasıtaları def'iler ve itirazlar olmak üzere ikiye ayrılır.
a-Def'iler (Einrede), davalının borçlu olduğu bir edimi yani borcu özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına imkan veren bir haktır. Yani aslında bir borç vardır, fakat davalının özel bir nedenle o borcu yerine getirmekten kaçınma hakkı bulunmaktadır.
b-İtirazlar (Einwendune) ise bir hakkın doğumuna engel olan veya o hakkı sona erdiren vakıalardır. Bunlarda, bir hakkın hiç doğmadığı veya borcu sona erdiren nedenlerin bulunduğu itirazlar gibi açıklanabilir.
İtirazların mutlaka davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli değildir. Hakim, dosya kapsamına göre itirazın varlığını öğrenirse bunu kendiliğinden gözetir.
Def'iler ise savunma vasıtalarından olup ileri sürülmedikçe resen nazara alınmazlar.
Sulh Hukuk Mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. Bu nedenle yargılamanın özelliği gereği zamanaşımı def'i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda ileri sürülmelidir. Bu süre kesin ve hak düşürücü niteliktedir.
BK 140.maddesine göre, zamanaşımı def'i ileri sürülmediği takdirde hakim tarafından kendiliğinden nazara alınmaz. Bu durumda zamanaşımı şahsi bir savunma hakkı olup, diğer davalarda olduğu gibi ve itirazlardan farklı olarak savunulmadığı takdirde mahkemece değerlendirilmez. Çünkü zamanaşımı alacak hakkını değil, alacağı talep etme hakkını ortadan kaldırır. (2.HD 3.3.1981-1349/1566-15.HD 30.6.1975 2127/3357)
Bu itibarla, davalı ... zamanaşımı def'inde bulunmadığından bu davalı hakkında işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken zamanaşımı dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 7.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.