MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait davalıya kasko sigortalı aracın trafik kazası sonucu hasarlandığını bildirip fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik1.000,00 TL’nin 14.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 05.03.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 4.933,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili yetki itirazında bulunup araç kaydı üzerinde rehin kaydı olduğunu, aracın kiralık olarak kullanılması nedeniyle hasarın kasko sigortası teminat kapsamında olmadığını ve kaza tarihi itibariyle faiz talep edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
İhbar olunan SBN Sigorta vekili sorumlu oldukları hasar miktarını 30.03.2011 tarihinde ödediklerini bildirerek haklarında hüküm kurulmamasını istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile 4.933,00 TL tazminatın 14.11.2010 tarihinden işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ihbar olunan .... tarafından ödenen 3.260,00 TL’nin infaz aşamasında nazara alınmasına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı hakim ve katip imzası bulunmayan taraf vekillerinin hazır olduğu 12.10.2012 tarihli duruşma tutanağında “ dosyanın incelemeye alınmasına, bu nedenle duruşmanın 18.12.2012 günü saat 10.20’ye bırakılmasına” denildiği halde aynı tarihli hakim ve katip tarafından imzalanmış olan bir başka tutanakta
yine taraf vekillerinin huzurunda “davanın kabulüne, 4.933,00 TL tazminatın davalı ...Ş.’den 14.11.2010 tarihinden işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ihbar olunan .... tarafından ödenen 3.260,00 TL’nin infaz aşamasında nazara alınmasına” şeklinde aynen gerekçeli karardaki gibi karar verilmiştir. 12.10.2012 tarihli iki ayrı duruşma zaptı ve iki farklı kısa karar bulunmaktadır. Bu hal HMK’nin 294 ve devamı maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Bu durumda mahkemece, HMK’nin 294 ve devamı maddeleri uyarınca hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de;
a-Dava, kasko sigorta poliçesine dayanılarak sigortalı tarafından davalı kasko sigorta şirketi aleyhine açılan alacak istemine ilişkindir. Türk Ticaret Kanunu’nun 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir. Sigortalı, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
Somut olayda dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı TEB Tüketici Finansman A.Ş.’nin tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatının olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece dain ve mürtehin sıfatı olan TEB Tüketici Finansman A.Ş’nin davaya ve tazminatın davacıya ödenmesine açıkça muvafakatının olup olmadığının araştırılması, muvafakat sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken gerekirken yazılı olduğu gibi eksik incelemeyle de hüküm kurulması da isabetli değildir.
b-Davacı tarafa, kazaya karışan diğer aracın, dava dışı zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketi .... tarafından, dava açıldıktan sonra 30.03.2011 tarihinde 3.260,00 TL araç hasar bedeli ödendiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davadan sonra yargılama sırasında ödenen 3.260,00 TL’nin belirlenen
4.933,00 TL tazminattan mahsubu ile 3.260,00 TL yönünden ödeme nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmasına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde ödemenin infazda gözetilmesine şeklinde hüküm tesisi de isabetli görülmemiştir.
c-Davalı ... şirketi vekili savunmasında, sigortalı aracın kiralık olarak kullanılması sebebiyle hasarın teminat kapsamında olmadığını ileri sürmesine rağmen bu konuda inceleme ve değerlendirme yapılmaması doğru olmadığı gibi, ayrıca kasko sigorta poliçesi genel şartlarının B.3.1 maddesine göre “ sigortacı, hasar miktarının belirlenmesine ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır.” Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalıya olayın ihbar edildiğini ancak hasarın ödenmeyeceğinin bildirildiğini ileri sürmüştür. Bu durumda mahkemece, davacı tarafın varsa dava açılmadan önce hasar miktarının tespiti için gerekli belgelerle usulüne uygun şekilde davalı sigortacıya müracaat ettiğine dair belge ve bilgilerin temini ile genel şartların B.3.1 maddesi hükmüne göre sigortacının temerrüt tarihinin belirlenmesi aksi halde davalı sigortacının en geç ekspertiz raporunun düzenlendiği 29.11.2010 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü ile bu tarihten itibaren ticari temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... AŞ'ye geri verilmesine 06.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.