MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın tek taraflı trafik kazası sonucu hasarlandığını belirtip 15.790,00 TL hasar tazminatının 15.06.2007 ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili yetki itirazında bulunup hasar ile kaza arasında uyumsuzluk olduğunu ve hasarın fahiş olduğu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre olayın belirtilen yerde ve şekilde meydana gelmesinin mümkün olmadığı, ispat külfetinin yer değiştirdiği bu doğrultuda davacı yanca sigortalı aracın teminat kapsamında bir rizikoya maruz kaldığının kanıtlanamadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya
aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkca aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Davacı taraf, sahip olduğu aracın trafik kazası sonucu hasarlandığını belirterek hasar tutarının davalı sigortadan tahsilini istemiştir. Davalı ... şirketi ise kazanın hasar ile uyuşmadığını bildirerek davacının iyiniyetli bir şekilde doğru ihbarda bulunmadığını bildirmiştir. Mahkemece olayın belirtilen yer ve zamanda meydana gelmesinin mümkün olmadığı ispat külfetinin yer değiştirdiği davacı tarafça sigortalı aracın teminat kapsamında bir rizikoya maruz kaldığının kanıtlamadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla rizikonun teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olaya bakıldığında, davalı ... şirketine kaskolu olan davacıya ait araçtaki hasarın (rizikonun) poliçe yürürlük süresi içerisinde meydana geldiği yönünde taraflar
arasında uyuşmazlık söz konusu değildir. Kaza sonrasında polis memurlarınca tutulan görgü tespit tutanağında olay yerinde yaklaşık 1,5 metrelik bir şarampol olduğu, yol kenarında araca ait kaporta parçaları bulunduğu, aracın ön kupasının tamamen hasar gördüğü, aracın arka iki lastiği ve şaftının koptuğu, radyatörünün kamyonun altında bulunduğu tespit edilmiştir. Aracın hasarlı halini ve olay yerini gösteren fotoğraflar dosya arasında mevcuttur.
Bu durumda sigortalı araçta belirtilen kaza nedeniyle bir hasarın olduğu sabit olduğu gibi davacı sigortalı tarafından rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirildiği, rizikonun ihbar edilenden farklı bir şekilde gerçekleştiği davalı sigortacı tarafından ileri sürüldüğünden, olaydaki ispat külfeti mevcut durumun aksini iddia eden sigortacı üzerinde bulunmaktadır. Davalı sigortacı bu iddialarını soyut ifadelerle değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Dosya kapsamı itibariyle, sigortacı ileri sürdüğü hususları ispat edebilmiş değildir.
O halde, dava konusu hasarın kasko sigortası teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek, sigortalı araçta oluşan gerçek zarar yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 6.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.