MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, Turhal Devlet Hastanesine ait davalı ...'un yönetimindeki hasta nakli yapan ambulans ile diğer davalının yönetimindeki aracın çarpıştığını, ambulansta 15.978,60 TL tutarında hasar ve 2.000 TL değer kaybı olduğunu belirterek şimdilik toplam 17.978,60 TL.nin kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin kazada kusurunun olmadığını, olayda yaralandığını, kaza tutanağında da diğer davalı ambulans sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunun tespit edildiğini, aleyhlerine olan tespit raporlarında belirlenen kusur ve hasar miktarını kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 9.000 TL tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi usulüne uygun olarak tabligat yapılması ile sağlanabilir. 1982 Anayasasının 36 ve 6100 sayılı HMK'nin 27 maddesi hükmünde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlenmeden onları iddia ve savunlarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Değinilen işlemler nedeniyle tebligat bilgilendirme yanında belgelendirme özelliğide bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Kural olarak tebligat tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. Dava dilekçesinin tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 18.maddesi ve ilgili tüzüğün 24.maddesinde otel, hastane, fabrika ve mektep gibi yerlerde tebligatın ne şekilde yapılacağı düzenlenmiştir. 18.maddesi hükmüne göre Tebliğ yapılacak şahıs otel, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika mektep talebe yurdu gibi içine serbestçe girilemeyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmayan bir yerde bulunuyorsa, tebliğin yapılmasını o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amiri temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal bulundurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğ kendilerine yapılır.
Tüzüğün 24.maddesinde de aynen yukarıdaki madde hükmü yazıldıktan sonra muhatap derhal bulundurulamaz veya tebellüğden imtina ederse yahut da diğer bir sebeple tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amirine yapılacağı hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda; davalılardan ..., Turhal Devlet hastanesinde ambulans şoförü olarak çalışmakta olup dava dilekçesi işyeri adresine gönderilmiş ve tevziat saatlerinde muhatabın izinli olması, hastane yetkilileri ve mesai arkadaşlarının imzadan imtina etmesi sebebiyle 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine göre tebligat evrakının ilgili mahalle muhtarına teslim edilip 2 nolu haber kağıdının adresin kapısına yapıştırıldığı tebligat evrakında belirtilmiştir. Burada davalı ...'a Tebligat Kanunu'nun 18.maddesi ve tüzüğün 24.maddesi hükümlerine göre dava dilekçesinin tebliği gerekirken tamamen farklı bir alanda uygulanması gereken 21.maddeye göre tebliğat yapılması usule
uygun değildir. Nitekim dava ve duruşmalardan haberdar olamadığını temyiz dilekçesinde bildiren davalı ..., duruşmalara katılamadığı gibi davaya yazılı olarak da cevap verememiş, yargılama bu davalının yokluğunda yapılarak karar verilmiştir. Mahkemece usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatalarındandır.
Bu durumda mahkemece, davalı ...'a dava dilekçesi ile duruşma gününün usulüne uygun biçimde tebliği, davalının varsa savunmasına ilişkin delillerin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davalının savunma hakkını kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...'un temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre davalı ...'un sair temyiz itirazları ile davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... ve davalı ...'a geri verilmesine 21.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy