MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı aracın bir başka araçla karıştığı trafik kazasında, sigortalı araçta bulunan ...'nın öldüğünü, ölenin varislerine ferdi kaza tazminatı nedeniyle 10.000 TL ödeme yapıldığını, kaza tutanağında yol yapım çalışmaları nedeniyle gerekli önlemleri almayan, uyarıcı işaretleme yapmayan davalınında kusurlu olduğunun belirlendiğini, davalının olayda %50 oranında kusurlu olduğunu belirterek 5.000 TL'nın ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kusuru kabul etmediğini, olayda davacının sigortalısının geçiş önceliğine uymadığından asli, diğer araç sürücüsünün kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığından tali kusurlu olduğunu, kazanın meydana geldiği yolda herhangi bir çalışma yapılmadığını, çalışmanın trafiğe kapalı olan diğer şeritte olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 2.500 TL'nın ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesine ve halefiyet ilkelerine göre açılan rücuen maddi tazminat istemine ilişkindir. TTK'nin 18.maddesinde, kendi kuruluş kanunları gereğince, özel
hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu kurum tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir. Yargı yolu kavramı, bir hukuk sisteminde, herhangi bir davanın o hukuk sistemine dahil yargı kollarından hangisinde bakılacağını ifade eder. Uyuşmazlığın hangi yargı kolunda bakılacağı hususu, davanın genel koşullarından olup, mahkemece resen dikkate alınması gereklidir. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan belediye, kamu hizmeti sırasında verdiği zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Hizmet kusurundan dolayı açılan davaların İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun'un 2.maddesi hükmü uyarınca, tam yargı davası olarak ikame edilmesi gerekmektedir. Görev kuralları, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece, kendiliğinden (re'sen) dikkate alınması zorunludur.
Somut olayda, davacı vekili yol yapım çalışmaları sırasında davalı belediyenin, gerekli önlemleri almaması yolda çalışma olduğuna dair uyarıcı, trafik işaretlerini bulundurmaması nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğunu belirterek, müvekkiline kasko sigortalı araçta meydana gelen ve sigortalının varislerine ödenen 10.000 TL'nın, davalının kusur oranına isabet eden 5.000 TL'sının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili davalı ... hakkında hizmet kusuruna dayanarak dava açmıştır. Bu durumda mahkemece, davalı ... hakkında açılan dava yönünden yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; HMK'nın 266.maddesi hükmü gereğince "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir". Somut olayda davacı vekili, meydana gelen trafik kazasında ...'nın vefat ettiğini, kasko poliçesi kapsamında bulunan ferdi kaza teminatı sebebiyle ölenin varisleri olan sigortalı Orhan ... ile ...'ya toplam 10.000 TL ödeme yapıldığını belirterek, bunun 5.000 TL'sının davalıdan tahsilini istemiştir. Olay, iki araçlı trafik kazası şeklinde meydana gelmiştir.
Trafik kazalarında sürücülerin kusur durumlarının ve ödenmesi gereken gerçek zarar miktarının tespiti konunun uzmanı olan bilirkişi incelemesini gerektirir. Bu durumda mahkemece kusur konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak, kazaya karışan sürücülerin ve varsa davalı belediyenin olaydaki kusur durumlarının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kusur konusunda ne şekilde uzmanlığı olduğu anlaşılamayan ve denetime elverişli bulunmayan hesap uzmanı bilirkişiden alınan rapora göre eksik inceleme ile hüküm kurulması da isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 23.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.