MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacılar vekili, müvekkillerinin oğlu olan ... 'nın davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu araçta yolcu iken gerçekleşen tek taraflı kazada vefat ettiğini ve müvekkillerinin bu suretle oğullarının desteğinden mahrum kaldıklarını ileri sürerek ıslahla birlikte davacı ... için 61.500 TL, davacı ... için 70.500,23 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, ayrıca müteveffanın sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca binmesi nedeniyle müterafik kusuru bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kabulü ile davacı ... için 70.500,23 TL, davacı ... için 61.500 TL maddi tazminatın 17.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı ... şirketi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Dosyadaki vergi kayıtları ve Ticaret Sicil Memurluğu'ndan gelen cevabi yazılara göre müteveffanın davacı ...'ya ait ... Triko Örme Sanayii Tic.Ltd.Şti.'nin ortağı olduğu anlaşılmaktadır. Müteveffa hakkında yapılan zabıta araştırmasında, müteveffanın anılan şirkette pazarlama müdürü olarak çalıştığı ve kaza tarihi itibariyle aylık 2.500 TL maaş aldığı bilgisi yer almış, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtilen bu ücret hesaplamaya baz alınmıştır. Mahkemece öncelikle, anılan şirkete ait kaza tarihinden geriye doğru bir kaç seneyi de kapsayacak şekilde ticari defter ve kayıtları getirtilerek, müteveffanın şirkette görevinin ve almış olduğu maaşın tespit edilmesi suretiyle hesaplamaya baz alınacak gelirin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm verilmiş olması doğru görülmemiştir.
3-Davalı vekili yargılama aşamasındaki beyanlarında, desteğin hatır için taşındığını ve olayda müterafik kusuru bulunduğunu savunmuştur. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK.’nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hâkim, tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. O halde mahkemece, bu savunma üzerinde durularak, taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları göz önüne alınarak araştırma ve inceleme yapılması gerekmektedir.
Somut olayda;
Dosya ile ekli ceza dosyasındaki ifade tutanaklarının incelenmesine göre, müteveffa ... ile davalı ... şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu araç sürücüsünün arkadaş oldukları ve olay günü eğlenmek maksadıyla birarada oldukları anlaşılmaktadır. Adli muayene raporlarına göre ise, müteveffa 1.82, sürücü ise 2.63 promil alkollüdürler. Bu durumda, olayda hem hatır taşımasının var olduğu, hem de alkollü vaziyette yine alkollü olan sürücünün
aracına binen müteveffanın kazanın oluşumunda müterafik kusurlu olduğu hususu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, bu iki husus gözetilerek, hem hatır taşıması hem de müterafik kusur yönünden, belirlenen tazminattan takdir edilecek oranda hakkaniyete uygun olarak ayrı ayrı indirim yapılması gerekirken, yazılı şekilde davalının savunmasına itibar edilmeyerek ve ileri sürülen hususlar karar yerinde tartışılmayarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19.03.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy