MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ...'ün aleyhine açılan boşanma davası sonucu hükmedilen tedbir nafakası, maddi ve manevi tazminat alacaklarının tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla adına kayıtlı taşınmazın 1/6 hissesini 22.9.2008 tarihinde yakını ve iş ortağı davalı ...'e sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptali ile tapu kaydının eski hale iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu ... savunma yapmamıştır.
Davalı ... vekili,dava konusu taşınmazda müvekkilinin hissedar olduğunu ve bu nedenle ön alım hakkı bulunduğunu, satışın muvazaalı olmadığını ve davanın iki yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, davanın hibe tarihinden itibaren İİK 278.maddede belirtilen iki yıllık hak düşürücü süre içinde açılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davasından maksat 278, 279, 280.maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmetmektir. 284.madde gereğince bu davalar, tasarruf tarihinden itibaren beş yıllık hakdüşürücü süre içinde açılması gereklidir.
Somut olayda,Konya 3.Aile Mahkemesinin 21.3.2011 tarihinde kesinleşen 2008/684 Esas 2009/825 Karar sayılı ilamı davacı ile davalı borçlunun boşanmalarına, davacı yararına 16.7.2008 tarihinden 1.9.2009 tarihe kadar geçerli olmak üzerine aylık 700,00 TL tedbir nafakası, boşanmanın kesinleşmesinden sonra da 20.000,00 TL maddi 19.000,00 TL
manevi tazminata hükmedildiği, boşanma nedeninin ise davalı borçlunun 4.7.2008 tarihli haksız fiiline (davacıyı dövmesi ve ihanet etmesi )dayandığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından nafaka alacağı için 16.4.2009 tarihinde 2009/4309 sayılı, tazminatlar için 4.3.2011 tarihinde 2011/2158 sayılı dosya ile icra takibi yapıldığı borçlu hakkındaki icra takiplerinin kesinleştiği, 2011/2158 sayılı takip dosyasından 5.8.2011 tarihli kati aciz belgesinin sunulduğu anlaşılmaktadır. İİK 278/1,2 madde gereğince ivazsız tasarrufların butlanı için öngörülen süre haciz veya aciz veya iflastan evvelki iki yıl içinde yapılan tasarruflar için geçerlidir. Dava konusu taşınmazın 22.9.2008 tarihli satış tarihi ile 5.8.2011 tarihli kat'i aciz belgesi arasında İİK 278/2 maddesinde öngörülen iki yıllık süre geçmiş olduğundan dava konusu tasarrufun İİK 278.madde gereğince iptali mümkün değildir.
İİK 280/1 madde gereğince malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun,alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler,borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir hükmünü içermektedir.
Somut olayda davalı 3.kişi ... dava konusu taşınmazın hissedarı olduğu gibi,nüfus kayıtlarından da borçlunun annesi ile davalı 3.kişinin aynı yer nüfusuna kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca borçlu ile davalı 3.kişinin iş ortağı olduğu da iddia edilmektedir. O halde davanın İİK 284 madde gereğince beş yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı anlaşıldığından davalılar arasındaki tasarrufun İİK 280/1.madde gereğince iptale tabi olup olmadığının tesbiti amacıyla davalıların aile nüfus kayıtları istenerek akrabalık durumunun belirlenmesi, vergi ve ticari sicil kayıtları istenerek iş ortaklığı olup olmadığının tespiti, davalının hissedar olması nedeniyle borçlunun durumunu ve amacının bilebilecek kişilerden olup olmadığının belirlenmesi ve ayrıca taraf delillerin toplanması ve değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmayan gerekçe ile davanın reddi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.