MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı olup, davalının işleteni olduğu aracın dava dışı alkollü sürücü idaresinde iken sebebiyet verilen kazada, 3.kişiye ait evin istinat duvarı, bahçe kapısı vs. nın hasarlandığını, hasar bedelinin müvekkilince ödendiğini ve davalıya rücu hakkı doğduğunu ileri sürerek, 4.706,00 TL.nın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile ilgisi bulunmayan kişi (sürücü) tarafından aracın gasp edilerek olaya neden olunduğunu, davalının sorumluluğunun bulunmadığını ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalının işleteni olduğu sigortalı aracı zorla ele geçiren kişi (sürücü) tarafından kaza yapıldığı, bu kişinin davalının çalışanı olmadığı ve davalının hasardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava,trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” denilmiş, aynı yasanın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara
uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu” belirtilmiştir.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” hükmüne yer verilmiştir.
2918 sayılı KTK.nun 85 ve 86. maddeleri hükmü uyarınca, bir motorlu aracın işletilmesi bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir 3. kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.
Somut olayda; davacı vekili müvekkiline trafik sigortalı olan ve davalının işleteni olduğu aracın dava dışı alkollü sürücü idaresinde iken 3.kişiye zarar verildiğini ve hasar bedelini ödeyen müvekkilinin rücu hakkı doğduğu gerekçesiyle dava açmış, davalı vekili kazayı yapan sürücünün müvekkili sigorta ettiren ile bir ilgisinin bulunmadığını ve aracın zorla ele geçirilerek (gasp edilerek) olaya neden olunduğunu, davalının kusur ve sorumluğunun bulunmadığını, olaya ilişkin olarak ceza yargılaması dosyasının bulunduğunu savunmuştur.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, dava konusu kazayı yapan (dava dışı) sürücü hakkında Kartal 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/560 Esas ve 2011/70 Karar sayılı dosyası üzerinden açılan davada, 22.2.2011 tarihinde basit yaralama ve zarar verme suçlarından şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme, hırsızlık suçu yönünden ise; suç işleme kastı bulunmadığından beraat kararı verildiği ve hükmün kesinleştiği anlaşılmaktadır. Eldeki dosya kapsamı ile anılan ceza dosyası içeriğine göre, sanığın olay tarihinde alkollü olarak olay yerine geldiği, davalının çalışanı olan
müştekilerden biri ile tartıştığı, diğer müşteki güvenlik görevlisinin yardım için çağrılması üzerine arkadaşına yardım etmek üzere sigortalı araç ile oraya geldiği, sanığın (sürücü) bu müştekilerden birini kovalamaya çalışırken anahtarı üzerinde bırakılan sigortalı araca binerek müştekiyi (sigortalı araçla) kovaladığı sırada dava konusu kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan yasa maddeleri karşısında, davalının işleten ya da eylemlerinden sorumlu olduğu kişi yönünden kusurunun, dolayısıyla sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususu tartışılıp değerlendirildikten sonra, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 1.7.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy